/ Makaleler / Kutsal Kitap değiştirilmemiştir

Kutsal Kitap değiştirilmemiştir

Kutsal Kitap değiştirilmemiştir

 

     Bu Kitap çok eski olmakla birlikte, birçok eski Kutsal Kitap el yazmasının onun içindekileri doğruladığı dikkate değer. Dünyanın her tarafında bulunan kütüphanelerde ve özel kolleksiyonlarda binlerce eski Kutsal Kitap el yazması vardır. Bunlar, bugünkü Kutsal Kitabın, zamanın verdiği zararlara dayanabildiğini ve içindekilerin günümüze kadar değişmeyen şekilde nakledildiğini göstermektedir.
Bunu kontrol etmek mümkündür. Örneğin, çoktan beri mevcut olan Almanya’daki Institute for New Testament Textual Studies (İncil Metninin Araştırma Enstitüsü) elindeki yaklaşık 5.300 İncil (Yunanca Kutsal Yazılar) el yazısının yüzde 95’ini mikrofilm veya fotoğraflarla tespit ederek bilimsel incelemeye sunmuştur.
Böylece ilgili, ziyaretçi bir bilim uzmanı olsun ya da olmasın, uzmanların yardımıyla Kutsal Kitabın 20. yüzyılımıza kadar ne oranda doğru nakledildiğini öğrenebilir. İncilin asıl yazılışıyla en eski papirüs el yazma kopyaları arasında 25 yılı geçmeyen çok kısa bir süre vardır.
     Böylece Kutsal Kitabın, eskiden yazılmış olan her hangi bir eserden daha güvenilir şekilde bize ulaştığı iddia edilebilir. Das Buch der Bücher (Kitapların Kitabı) adlı eserin 3.sayfasında Karl Ringhausen şöyle diyor: “Jül Sezar, Galya Savaşı eserini İsa’nın doğumundan 52 yıl önce yazdı. Oysa daha sonra yazılmış olan onun en eski kopyaları, Milattan Sonra dokuzuncu yüzyıla aittir. Yunan filozofu Eflatun Milattan Önce 427’den 347 yılına kadar yaşadı; felsefi eserinden elimizdeki en eski kopya, Milattan Sonra 895 tarihini taşımaktadır. Eski kitapların ilk yazılışıyla, yani orijinal kaleme alınışıyla en eski kopyaları arasında genellikle yaklaşık bin yıl veya daha fazla zaman vardır.”
     O döneme ait eski kopyaların sayısı hakkında The Bible From the Beginnig (Başlangıçtan Beri Kutsal Kitap) eseri şöyle der: “Toplam olarak klasik el yazmalarının sayısı, Kutsal Kitabınkine oranla bir avuç kadardır. Hiçbir, eski kitap, Kutsal Kitap kadar tasdik edilmiş değildir.”
Ve baska bır kaynaktan okuyalım ;
Birçok insan bize gelip dünya çapında bilinen ve kanıtlanan bir gerçekmiş gibi, İncil’in tarih boyunca ‘papazlar’ tarafından değiştirildiğini söylüyor. Açık söylemek gerekirse, halkımız bu iddiayla bize ve inancımıza ne kadar hakaret ediyor olsa da üzüldümüz nokta şu ki, esas Allah’ın karakterine ve Kutsal Kitap’ına hakaret ettiklerinin farkında bile değildirler. Bir de bunu İncil’i hiç okumadan ileri sürmeleri bizi gerçekten üzüyor. Öncellikle şunu belirtmek gerekir ki, bugüne kadar hiç kimse bu iddiayı doğrulayacak küçücük bir kanıt bile gösterememiştir. Bunların hepsi kulaktan dolma boş ve yersiz iddiaların ötesine gitmiyor.
Aslında 19. yüz yılda Avrupa’nın birçok ateist düşünürleri bu konuyu ele almışlar ve uzun yıllarca İncil’i çürütmek için onu bilimin ve mantığın süzgecinden geçirdiler fakat sonunda İncil’in Tanrı’nın değişmez eseri olduğuna kanaat getirmek zorunda kaldılar.

1. “İncil değiştirildiği” iddiasının komik tarafı da şudur; farz edelim ki Mesih’ten 500 sene sonra yaşamış bir papaz, İncil’in bazı öğretilerini benimsemediği için onu değiştirmek istedi. Fakat bunu tamamıyla gerçekleştirebilmesi için onlarca dillere çevrilen ve dünyanın dört bucağına yayılan binlerce İncil nüshalarının hepsini bir araya toplayıp tek tek yeniden yazması gerekirdi. Sizce böyle bir şey mümkün mü? Yine başka birisi, İncil’in aslının çoktan kaybolduğunu, Hristiyanların şimdi kullandığı İncil’in uydurma olduğunu emin bir şekilde iddia eder. Peki, “Elimizdeki İncil’in değiştirildiğine dair her hangi bir kanıt gördünüz mü?” ya da “Tam olarak neresi değiştirildi?” diye sorduğumuzda, “Bilmiyorum, yalnız öyle duymuştum” gibi cevaplar alıyoruz. Galiba insanlar bu söylentiyi böyle rahatça ileri sürmenin ne kadar büyük bir iddia olduğunu fark etmiyorlar. Sonuçta bu kitap Tanrı’nın Sözüdür ve insanlar tahrif olduğunu öne süreceklerse ellerinde çok ciddi kanıtlar olması gerekmez mi? Tam aksine kitabın kendisi veya tarihsel kanıt olsun, bilimsel ya da mantıksal kanıt olsun, her alanda İncil’in Tanrı’nın esini olup bozulmayarak ilk Kilisenin döneminden bu yana sağlam bir şekilde elimize ulaştığını kanıtlayabiliyoruz.
Yine yukarıdaki iddiaların gerçek olduğunu varsayarsak, herşeyden önce Tanrı’nın hikmeti ve gücünü hiçe indirgeyip karakterini küçümsemiş olmaz mıyız? Hâlbuki hepimiz kadir olan, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten tek bir Allah’a inanıyoruz. Eğer Tanrı dün, bugün ve sonsuza dek değişmez tek Tanrı ise, kendi Sözü’nün de değiştirilmesi olanaksızdır; çünkü Tanrı sözlerini insanlara gönderdiğine göre onları koruyabilecek güçte olsa gerek. Yoksa Tanrı kendi sözüne sahip çıkamıyorsa nasıl güvenilir olduğunu gösterebilir? Üstelik bu asılsız şeyleri söyleyerek, haşa haşa, papazların Tanrı’dan daha güçlü olduklarını mı iddia ediyoruz? Bu mümkün değil çünkü Tanrı kutsal sözlerinin asla değiştirilemeyeceğine dair sürekli vaatte bulunmuştur:“Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak.” (Matta 5:18)

İncil’in Grekçe bir nüshası

Kutsal Kitap değiştirilmemiştir

İkinci olarak, İncil’in değiştirilmediğini ispatlayan binlerce tarihi elyazmaları arkeoloji müzelerinde sergilenmektedir. İsa Mesih’ten sonra ilk yüzyıllardan başlayarak eski Kilise dönemlerinden kalan 5.000 metinden daha fazla orijinal yazım dili olan Grekçe (Eski Yunanca) el yazması, yani İncil nüshaları vardır.

2. Aynı zamanda Mesih’ten kısa bir zaman sonra diğer dillere (Latince, Keldanica, Süryanice vb..) çevrilmiş 9.000’den fazla İncil el yazmaları bulunmaktadır.

3. Ayrıca Kilisenin ilk önderlerinin yorum ve ilahi kitaplarından İncil’den o kadar çok alıntı var ki, başka hiç kalıntı kalmamış olsa bile, sadece onların yazılarından İncil tekrar oluşturulabilir. Mantıksal olarak da, İncil’in metni üzerinde iddia edilen bu oynamalar yapılmış olsaydı kesinlikle içeriğinden belli olurdu çünkü öne sürülen bu değişiklikler İncil’in kendi içinde çelişkiler yaratırdı. Fakat onu okuyan herkes İncil’in ne kadar tutarlı, mantıklı ve akıcı olduğuna kanaat getirebilir.
Şu anda elimizde bulunan bu İncil, mevcut olan eski nüshalarına dayanarak titiz bir şekilde Türkçe’ye çevrilmiştir. İlginçtir ki eskiden yazılan eserlerin hiçbiri, (Örneğin: İlyada ya da Aristo’nun eserleri) İncil’e ilişkin mevcut bulunan metinsel kaynakların yüzde beşine bile sahip değildir ama kimse o kitapların değiştiğini iddia etmiyor.

4 Gerçek şu ki dünya çapında İncil kadar sağlam ve güvenli bir şekilde günümüze kadar aktarılmış, dikkatlice çevrilmiş ve itinayla korunmuş hiçbir eser bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk olarak Tanrı’nın güvenilirliliğine olan imanımıza ve daha sonra da bilimsel araştırmalara dayanarak Allah’ın(ALLAHTANRI farketmez neyden bahsettığimiz neyi kastettiğimız önemlidir) Sözü olan İncil’in asla değiştirilmediğini ve değiştirilemeyeceğini emin bir şekilde söyleyebiliyoruz (bkz. 2. Timoteos 3:16, 2. Petrus 1:19-21).
Türkiye’de bulunan Süryanice bir İncil nüshası (M.S. 165)

Kutsal Kitap değiştirilmemiştir

 

Kuran‘da INCIL değişti ;cumlesını tasdiklemez.
Şayet bir insan Müslüman ise “Tevrat ve İncil tahrif edildi, değiştirildi.” diyemez. Tevrat ve incil değiştirildi, diyen Kuran‘ı inkar etmiş olur. Oysa bir Müslüman Kuran‘ın tek bir ayetini bile reddetmemeli. Bunu ben mi uyduryorum? Hayır, bunu Kuran diyor:

“…Şimdi siz Kitap’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.” (BAKARA SURESİ: 85)

Şimdi gelelim Kuran‘a göre İncil ve Tevrat‘ın tahrif edilip edilmediğine. Bir kere İncil ve Tevrat şayet tahrif edilse değiştirilse idi bu Kuran‘da yazmaz mıydı? Yazardı elbette ama böyle bir bilgi Kuran‘da var mı? Yok! Pekiyi İncil ve Tevrat‘ın Allah kelamı olduğunu söyleyen ve onları Kuran‘la eşdeğer gören ayetler var mı? Var! Şu halde bir Müslüman’ın İncil ve Tevrat değiştirilmiştir demesi küfre düşmesidir. Ve bu iddiada bulunanlar “azabın en şiddetlisine” itilecektir. Fazla uzatmayalım gelsin kanıtlar:

“O, sana Kitap’ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi. Tevrat‘ı ve İncil‘i de indirmişti.” (ALİ İMRAN SURESİ : 3 )

İşte Al’i imran suresi ayet üç ortada. Kuran‘a göre Allah Kuran‘ı Tevrat ve İncil‘i tasdikleyici olarak indirmiş. Buyrunuz işte sure işte ayet bitti mi? Hayır! Devam edelim…

İsa‘nın şöyle dediği de Kuran‘da yazar:

Tevrat‘tan önümde bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah‘tan sakının ve bana itaat edin!” (ALİ İMRAN SURESİ : 50)

“Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa‘yı gönderdik. Tevrat‘tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil‘i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat‘tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.” (MAİDE SURESİ : 46)

Allah Tevrat değiştirildiği bozulduğu ya da tahrif edildiği için İncil‘i indirmemiş. Neden İncil‘i indirmiş? Tevrat‘ı doğrulayıcı olarak indirmiş. Devam edelim…

De ki: “Biz Allah‘a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa‘ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O’na teslim olmuşlarız.” (ALİ İMRAN SURESİ : 84)

Muhammed‘e İncil ve Tevrat‘a da iman ettiği söyletiliyor. İşte ayet ortada. Devam edelim…

Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: “Tevrat‘ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun.” (ALİ İMRAN SURESİ : 93)

Kuran‘da Tevrat‘ın hakemliğine başvurulması öğütleniyor. Hiç Tevrat değiştirilmiş olsa Allah bunu söyler mi? Devam edelim…

“Biz indirdik Tevrat‘ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var…” (MAİDE SURESİ : 44 )

Bilmem bu ayet için bir şey demeye gerek var mı.
De ki: “Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat‘ı, İncil‘i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz.” Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık. (MAİDE SURESİ : 68)

Hiç Tevrat ve İncil değiştirilmiş olsa bu ayet olur muydu?

“Sırtlarına Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kutsal kitap parçaları taşıyan eşeğin durumuna benzer. Allah‘ın ayetlerini yalanlayan topluluğun vücut verdiği örnek ne kötüdür! Allah, zulme sapmış bir topluluğu doğruya ve güzele ulaştırmaz.” (CUMA SURESİ : 5)

İncil bağlıları Allah‘ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah‘ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.” (MAİDE SURESİ : 47 )

Bu ne demektir? Bu, 6. yüzyılda İncil bağlıları olan Hristiyanların ellerinde var olan İNCİL’in geçerli, sağlam, güvenilir olduğunu gösterir. Eğer İncil Kuranın yazıldığı günlerde gerçekten tahrif edilmiş, bozulmuş olsaydı, o zaman Kuranın bu ayeti tamamen anlamsız ve yersiz olurdu. Çünkü ne diyor bu ayet? “İncil bağlıları Allah‘ın onda indirdiğiyle hükmetsinler..’ Allah Hristiyanlara değişmiş, hükmü kalmamış bir kitabı okumalarını tavsiye etmiş olamaz. Üstelik bu sözler Allah‘ın Kendi Sözleri iken bu tamamen imkansızdır. Aksi taktirde o zaman bu Allah daha önce indirmiş olduğu kitabını koruyamamış olacağından, aciz, güçsüz ve sözüne güvenilemez bir Allah olacaktır.
Sakın Allah‘ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.(Yunus Suresı 95)

İncil‘e inananlar, Allah‘ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah‘ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.(El Maide 47)

Rabbinin kitabindan sana vahiy olunanı oku,O’nun sözlerini degiştirecek yoktur (Kehf:27)
Tanrı‘nın sözlerini degiştirecek yoktur.(Enam :34)
Tanrı‘nın sözlerinde hiç bir degişme yoktur.(Yunus:64)
Tanrı‘nın yasasında degişme bulamazsın.(Fetih:42)
“Geçmiş ve geklecekte onu batıl kılacak yoktur .(Fussilet:42)
“Doğrusu kitabı biz indirdik,onun koruyucusu elbetteki biziz.(Hicr.9)
“O’nun sözlerini degiştirebilecek yoktur.(Enam:115)
“Ey kitap verilenler,elinizdeki Kitap’ı onaylayarak, indirdiğimiz Kuran‘a inanın.(Nisa.47)
“Ey kitap ehli Tevrat‘ı İncil‘i ve Rab‘bimizden indirileni, uygulamadıkca bir temeliniz olmaz.(Maide:68)
“Ey İsrailoğulları..elinizde bulunan Tevrat‘ı onaylayarak indirdiğim Kuran‘a inanın (Bakara.40.41)
“Bu Kitap,zülmedenleri uyarmak,iyi davrananlara müjde olmak üzede Arap dilinde indirilmiş ,kendinden öncekileri doğruluyan bir kitaptir.(Ankaf:12)

Bi sürü kitabınız var arkadaş yav .. diyenlere ;

Bütün bu gibi soruların nedeni, Müslüman anlayışıdır. Yani, Rab Tanrı tut etti Musa’ya Tevrat’ı, “Git yay” dedi. Ayni şekilde, İsa’ya da İncil verilerek, “Git sen de bunu yay” dendi ve yine ayni şekilde Muhammed’e.

Ama bir sorun var. Kutsal Kitap sadece 3 bölümden olmuyor ki. Toplam 66 Kitap ve 50 civarında peygamber yazarı vardır. Rab, 66 tane din mi yaydı? Yani, Yahudi halkına 66 tane din mi verdi? “Gel bakalım Samuel, gel ey Nathan. Musa’ya verdiğim dini değiştiriyorum. Sana yeni bir din, yeni bir Kitap vereceğim. Git onu yay” mı dedi? Birkaç yüzyıl sonra da, yine fikir değiştirerek, “Gel ey Daniel. Samuel’e verdiğim dini de beğenmedim, değiştiriyorum. Sen en iyisi git ve sana verdiğim bu yeni Kitap’la, Yeni Dini yay” mı dedi yine? Yani, her yeni gelen Kitap, bir öncesini geçersiz saymışsa, bu böyle olmuş demektir. Yahudi’lere 66 din verilmiş demektir.

Yok eğer, “Yahudiler Kutsal Kitapları değiştirdiler, bu yüzden Tanrı Muhammed’i ve Kuran’ı gönderdi” diyorsanız; O zaman “Kim değişti ve ne zaman değiştirdi?” sorusuna cevap verebilmeniz lâzım. Çünkü, Eski Antlaşmada (yani Tevrat ve Zebur’da) bulunan 39 Kitab’ın hiçbirinde böyle bir suçlama yoktur. Yani, İsa’dan önce, 1500 yıl sürece, bir yığın Yahudi peygamber gelmiş ve hiçbiri de, “Eskisini bozdunuz. Bu yüzden Tanrı bana ‘Yenisini ve Doğrusunu’ verdi demedi. Her yeni gelen peygamberin böyle bir uyarı yapması doğal olmaz mıydı? Ama yok öyle bir şey. Bunu ima edecek, bir tek kırıntı bile yok. Ne Tanrı’nın, ne de peygamberlerin bu konuda, en ufak bir şikâyetleri bile olmamışken, “Bunlar değişmiştir” diyenlerin, bunun zamanını, kimler tarafından yapıldığını ve niye Tanrı da dahil olmak üzere, hiç kimsenin bu konudan şikâyetçi olmadığını da söylemeleri lâzımdır. Aslı ise, bunun tam aksine, gelen her peygamberin, kendisinden önce gelmiş ve geçmiş tüm Kutsal Peygamberlerin yazılarını yücelterek, Yahudi halkının bunlara uymamasından dolayı, onları azarlandığını görüyoruz.

Bu, 1500 yıla yayılmış 39 Kitaptan sonra da, İsa Mesih gelmiş ve ne O ve ne de Kutsal Ruh’la dolmuş havarilerinin bir tanesi bile, bu Kitaplar’ın, bir zırnık bile değiştiğini söylememiş ve bilâkis, tümüne onay vermişlerdir. Bu kadar peygamber göndermiş olan Tanrı’nın aklı neredeydi ki, hiçbir peygambere, Kitapların değiştiğini söylemeden, uyarmadan, sessizce sinip kalmış ve ancak 2100 yıl sonra aklına getirerek, yalnızca Muhammed’e söylemiştir? Başka hiçbir peygamberin haberi bile olmamışken.

Akıl var, mantık var. Bu kitapların sadece bir tek kopyası yoktu ki. Her Havrada (sinagogda), dünyanın her tarafına yayılmış, çeşit dilde tercümeleri yapılmış, kopyaları mevcuttu. Birini değiştirmekle, tümünü değiştiremezdiniz.

Tüm bu 66 Kitap, 1500 yıllık bir süre içerisinde, değişik tarihlerde yaşamış, değişik mesleklerle uğraşmış, 50 civarında peygamber tarafından yazılmış olduğu halde, mükemmel bir uyum ve bütünlük içerisindeyken; bir tek Kuran, bunlara hiç uyum sağlamıyor. Bu uyumsuzluk ortaya çıktığında da, işin kolayına kaçıp, “Onlar değiştirildi” deniliyor. Bugün Kuran’ı tamamen, ama TAMAMEN ortadan kaldırıp, yerine bir başka kitabı yutturmak ne kadar imkânsız ise; Tevrat, Zebur ve İncil’i de ortadan kaldırıp, yerine yenilerini yutturmak da öyledir. Yok edilmeyen bir tek nüsha bile, yapılan bütün işleri boşuna çıkartır.

Şimdi dönelim İncil’lere. “Niye 4 tane İncil vardır?” deniliyor. Aslında yüzlerce, kimilerine göre de binlerce İncil vardı. Ama MS.325’te, İznik Konseyi’nin kararı ile, bu dördü hariç, tüm diğerleri masa altı edildi. Ama bu çok düşünce kaldıran bir iddia. O kadar kolay değil ki. O zaman, nasıl olur da, o güne kadar, imanları için, hiç çekinmeden, yanarak, çarmıha gerilerek, aslanlara atılarak, ikiye bölünerek, kafaları kesilerek, yıldırılmaya çalışılan ama bunlara rağmen, asla taviz vermeyen bu insanlar, birden inançlarına yapılan bu Şeytanî hareketi, sessiz sedasız ve hiç itirazsız, kabul ettiler. Mantık dışı değil midir bu? Mantık dışı olan başka birşey daha var. O da, bu soruda gizli: “Niye 4 tane İncil var?” Evet, Niye? Bu üç kâğıtçı papazlar, bu kadar mı geri zekâlıydı? “Dört yüz tane İncil olursa, millet şüphelenir” diye düşünebiliyorlardı da, 4 tane olduğunda, milletin bu soruları soracağını düşünemiyorlar mıydı? Yaptın da yaptın bu üç kâğıdı, bari tam yap da, millet de yutsun. Bir tane bırak da, “İsa’ya verilen İncil de işte budur” de. Birşeyler saklamaya çalışmış olsalardı, sizce bunu yapmazlarmıydı?

Şimdi ben sorayım, “400 tane İncil vardı” diyenler cevaplandırsın: “Niye 4 İncil? Siz olsanız, kaç tane bırakırdınız?”

Hakikatler ise şöyledir. Eski Ahitte (yani Tevrat ve Zebur dediğimiz) 39 Kitap var demiştik.
– Soru: Bu kitapları kimler ve nasıl yazdı?
– Cevap: Kutsal Ruh’la dolmuş Peygamberler, Tanrı esinlemesi ile yazdı.
– Soru: Ne hakkında yazdılar?
– Cevap: Tanrı ve Tanrı sözleri hakkında yazdılar.
– Soru: Peki, Yeni Ahit (yani İncil), kimler tarafından ve nasıl yazıldı?
– Cevap: Kutsal Ruh’la dolmuş Havariler ve Peygamberler, Tanrı esinlemesi ile yazdı.
– Soru: Ne hakkında yazdılar?
– Cevap: Tanrı (İsa Mesih) ve Sözleri hakkında yazdılar.

Fark nerede? Var mı? Eski Ahit’te, Tanrı’dan ve O’nun sözlerinden bahseden 39 kitap var iken, bunların hangisinin doğru olduğunu sormayız da, İncil’deki 27 Kitab’ın hangisinin doğru olduğunu mu sorarız. 39 Kitap’ta Tanrı’nın yaptıkları ve dedikleri yer almaktadır. “Bunu mu söyledi, yoksa bunu mu?” veya “Bunu mu yaptı, yoksa bunu mu?” demiyoruz. Çünkü, ille de sadece birinin doğru olması şart değildir. Hepsini dedi ve hepsini de yaptı. İncil’de de bu böyledir.

Ne dediği ve ne yaptığı, 4 kişi tarafından, Tanrı’nın kendi esinlemesi ile ve Tanrı’nın kendisi hakkında kaleme alınmıştır. Aynen Tevrat ve Zebur’da olduğu gibi. Bunda anlamıyacak ne var? Eski Ahitte’ki 39 Kitab’ı da Tanrı kendi eli ile yazmadı. Kendi hakkında olan bu Kitapları, esinleme yolu ile, peygamberlere yazdırdı. İncil’de de, Rab İsa Mesih, kendi hakkındaki yazıları, esinleme yolu ile İncil’in yazarlarına yazdırdı.

İncil’i yazanlar, kulaktan dolma bilgilerli kaleme almış bakkal Haydar ve kasap Yaşar değillerdi. Gelmiş geçmiş, bütün peygamberlerden daha yüce, Kutsal Ruhla dolmuş imanlılardı. Bu insanlar, ölüleri diriltmiş, yüzlercesine şifa vermiş, kötürümleri yürütmüş, Şeytan’ları bir sözle kovmuş, dünyaları ters çevirmiş, Mesih Ruh’unu taşıyan, yüce insanlardı. Herhangi bir Peygamberin sözü, ne kadar geçerli iseydi; bunların sözleri de o kadar geçerliydi. Bunun için, İncil’le ilgili, ne bakkal Haydarı ve ne de kasap Yaşarı sorumlu tutalım. İncil, kaya üzerine kurulmuş, sarsılmaz, değişmez, saf, tertemiz ve SEVGİ DOLU, Tanrı Kelâmı’dır.

Evet devam edıyoruz ;
Kutsal Kitap, dünyadaki diğer dinsel kitapların arasında eşsiz bir yere sahiptir. Kutsal Kitap’ı bir kişi yazmadı. Kutsal Kitap (Eski ve Yeni Antlaşma) 1600 sene süren bir zaman yelpazesi içerisinde, 40 farklı yazar tarafından, tanrısal bir plan çerçevesinde büyük bir mesaj tek bir kişiye, kısacık bir zaman diliminde değil, Kutsal Kitap’da olduğu gibi uzun bir zaman diliminde, değişik yazarlara tüm insanlığa iletildi.

Kutsal Kitap’ın bütün yazarları, aralarında uzun zaman dilimleri olsa bile tek ve temel bir mesajı iletmiştir.

Kutsal Kitap’ın benzersiz yazarlığının ötesinde bir eşsizliği de, içerdiği sayısız tamamlanmış peygamberlik sözleridir. Eski Antlaşma peygamberleri Mesih‘in gelişi hakkında 300 özel peygamberlik sözlerinde bulunmuş ve asırlar sonra hepsi İsa Mesih‘te kusursuzca tamamlanmıştır.

Kutsal Kitap’ın bir başka farklılığı ise, metinlerinin arkeolojik olarak da onaylanmış olmasıdır. Arkeolojik buluşlar tutarlı bir şekilde Yeni ve Eski Antlaşma’da yer alan isimlerin, tarihsel olayların, coğrafi ayrıntıların doğruluğunu onaylamıştır. Arkeoloji Kutsal Kitap’ın Tanrı Söz’ü olduğunu kanıtlayamaz, ancak bu keşifler Kutsal Kitap’ın tarihsel bir aktarım olarak güvenilirliğini gösterir.

Diğer kitaplardan farklı olarak Kutsal Kitap, zamana karşı kendisini korumuştur. Bugün elimizde binlerce el yazması kopyaları mevcuttur. Yeni Antlaşmanın 5.000 adet el yazması kopyası mevcuttur ve bu el yazmaları birbiri ile %99.95 oranında uyumludur. Eflatunun metinlerinin ise, sadece 5 adet el yazması mevcuttur. Bu kopyalar birbiri ile kıyaslandığı zaman aralarındaki uyum ve istikrar şaşırtıcıdır.

İSA MESİH HAKKINDA İNCİL KAYITLARI DOĞRUMU.. DUR.

Tarihçiler, bir biyografinin güvenilirliği çoğunlukla şu soru ile kararlaştırır: “Değişik kaynaklar aynı ayrıntıları aktarıyor mu?”

Nasıra’lı İsa‘ya bakalım: O’nun yaşamını benzer gerçeklerle anlatan çeşitli biyografiler var mı? Evet.
Yeni Antlaşma’nın ilk dört kitabı, İsa Mesih‘in yaşamı hakkında uzun ayrıntılara yer verir. Bu kitaplardan ikisi, İsa Mesih‘e yakın olan, üç sene boyunca yanından ayrılmayan Matta ve Yuhanna tarafından kaleme alınmıştır; diğer ikisi ise, İsa Mesih‘in havarileri ile yakın ilişki içerisinde olan iki kişi tarafından yazılmıştır.

Bu dört yazarın her biri İsa Mesih‘in yaşamını derinlemesine kaydetmiştir ve bu kayıtlar arasında büyük bir benzerlik vardır. Bir kişinin yaşamını kayıt altına alan dört ayrı kişinin üsluplarında izlenebilecek farklılıklar bu metinlerde de görülmekte, ancak anlatımın içeriğinde ve detaylarda etkileyici bir uyum görülmektedir. Bu dört biyografide de, sansasyonellik veya yaratıcılık unsuru gözlenmemekte, bir haberci üslubu ile “olanlar buydu” şeklinde bir anlatım tarzı kullanılmıştır.

Yeni Antlaşma’nın ilk dört kitabında verilen kültürel detaylar ve özel coğrafi isimler, tarihçiler ve arkeologlar tarafından doğrulanmıştır.

İsa Mesih‘in mesajlarının içeriği ve diğerleri ile olan etkileşimi, tamamen Kendisine özgü, benzersiz ve tarihidir. O’nun ifadeleri, güncel Musevi söyleminin çok dışındadır, öğretişleri ise erken kilisenin tüm ihtiyaçlarını kapsamayacak kadar dar kapsamlıdır. Bu durum aslında yazarların, ilerki zamanın ortaya koyduğu bakış açısına ya da ihtiyaçlara göre, İsa Mesih‘in sözlerine ekleme yapmadıklarının bir başka göstergesidir.

Antik Tarihçiler İsa Mesih‘ten Söz Etmiş midirler?

Evet.
Cornelius Tacitus (İ.S. 55-120).
Birinci yüzyılda yaşamış olan Roma’lı bir tarihçidir ve “antik dünyanın en doğru tarihçisi olarak kabul edilir.” Tacitus, Neron’un yaptıklarını şöyle aktarır: “Neron, Hıristiyanlar denilen sınıf üzerinde mükemmel işkenceleri denemiştir… Hıristiyanlar isimlerini….Christus [Christ] denilen kişiden almışlardır. Bu kişi Pontiyus Pilatus zamanında ölüm cezası ile idam edilmiştir….”

Flavius Josephus (İ.S. 38-100)
İsimli Yahudi tarihçi Jewish Antiquities isimli, Yahudi tarihini anlatan bir kitap yazmıştır. Josephus, İsa Mesih hakkında şunları kaleme almıştır:

İsa‘nın bilge bir kişi olduğunu ve şaşırtıcı marifetleri olduğunu biliyoruz. Bir çok kişiye öğretisini yaymış ve hem Yahudi’lerden hem de Yunan’lardan kendisine bir çok taraftar kazanmıştır. Bu kişiler O’nun Mesih olduğuna inanmışlardır. Yahudi liderler tarafından suçlanmış ve Pilatus tarafından çarmıha gerdirilmiştir, ancak öldükten sonra dirilmiştir.

Eski tarihçilerin siyasi ve askeri liderlere odaklandığı düşünüldüğünde bu bilgileri sunmaları çok anlamlıdır. Hıristiyan olmayan Romalı, Yahudi ve Yunanlı tarihçiler, Yeni Antlaşma kayıtlarını doğrulayan ifadelerde bulunmuşlardır.

ARKOLOJİ YENİ ANTLAŞMA ( İNCİL) DA KUSUR BULMUŞLAR MI?

Arkeoloji Kutsal Kitap’ın Tanrı‘nın Söz’ü olduğunu kanıtlayamaz;Arkolojinin yaptığı,elde edilen verilerle, O’nun tarihsel kesinliğini kanıtlamaktır.

Arkeologlar, sık sık Kutsal Kitap’ta bahsi geçen, kralların, şehirlerin, devlet yetkililerinin ve kutlamaların isimlerinin geçtiği antik yazıtları keşfetmektedirler.

Yeni Antlaşma’nın Yuhanna kitabında Beytesta denilen 5 eyvanlı bir havuz yakınında İsa Mesih‘in bir sakatı iyileştirmesi aktarılmaktadır. Alimler uzun yıllar boyunca böyle havuzun varlığını reddetmişlerdir. Ancak arkeologlar yerin 40 ayak derinliğinde, 5 eyvanlı bir havuz kalıntılarını keşfetmişlerdir.

Kutsal Kitap’ın içerdiği muazzam miktarda tarihsel ayrınlar vardır. Bunların hepsi arkeolojik olarak gün ışığına çıkartılmamıştır. Ancak şu ana kadar, dünya üzerinde gün ışığına çıkartılmış olan herhangi bir arkeolojik buluş Kutsal Kitap metinleri ile çelişmemiştir.

Örneğin, mukayese yapmak gerekirse, Yeni Antlaşma’da yer alan Elçilerin İşleri kitabında Luka tarafından kaleme alınan antik lokasyonlar arkeoloji tarafından desteklenmiştir.

“Luka tam otuz iki ülke, elli dört şehir ve dokuz adanın ismini vermiştir ve bu isimlerde en ufak bir hata gözlenmemektedir.”

Arkeoloji aynı zamanda Kutsal Kitap hakkında ortaya atılmış bir çok hasta teoriyi de yok etmiştir.

Örneğin, günümüzde hala bazı fakültelerde öğretilmekte olan JEPD Metinsel Hipotezi vardır. Bu hipoteze göre Musa Tevrat‘ı kaleme almamıştır, çünkü Musa zamanında yazı keşfedilmemiştir.
Tevrat, Kutsal Kitap’ın ilk beş kitabına verilen isimdir. Arkeologlar siyah dikilitaş denilen bir yazıt keşfetmişlerdir.
Bu yazıt Hammurrabi’nin yasalarını ayrıntılı bir şekilde içermektedir. Bu yazıt Musa’dan sonra mı yazılmıştır?
Hayır!
Musa’dan önce; daha da ötesi İbrahim’den de önce yazılmıştır (İ.Ö. 2000). Bu yazıt Musa’nın döneminden en az üç yüzyıl önce yazılmıştır. Geçerliliğini çürüten keşiflerin aksine ‘Metinsel Hipotez’ günümüzde hala bazı üniversitelerde doğru bir hipotez diye öğretilmektedir.

Erken çağlarda bir alfabenin varlığını ortaya koyan bir başka büyük arkeolojik keşif 1974 senesinde Suriye’nin kuzeyinde bulunan Ebla tabletleri olmuştur.
14.000 adet kil tablet İ.Ö. 2300 senesinden yani İbrahim’den asırlarca önce kaldığı tespit edilmiştir.
Bu tabletler Yaratılış kitabının 12-50 bölümleri ile paralellik içeren bir şekilde antik kültür ve yaşam hakkında bilgiler vermektedir.

Arkeolojinin, Kutsal Kitap’a karşı gerçekleştirilen tenkitleri çürütmesi çok anlamlıdır. Arkeolojik keşiflere baktığımızda, Kutsal Kitap’ın tarihsel kesinliğinin emniyet altında olduğu görülür.
GELELİM SU MESHUR PAPAZLARIN MASA SALLAYIP SECMECE KITAP SECTIKLERI OLARAK “IDDAA” EDILEN IZNIK KONSİLİ(İZNİK KONSEYİ)NE
Birinci İznik Konsili M.S. 325 yılında İmparator Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu’nda resmi inanç olacak Hıristiyanlığın içerisinde tartışılan bazı konuları netleştirmek amacı ile toplanmıştır.
KONSİLİN AMACI “AYNI İNCİL” İ KULLANARAK 2 TEZ HAKKINDA KONUSMAKTI.
Tarihsel kaynaklara göre İznik Konseyine katılanlar sadece İsâ Mesih’in Tanrılığını tartışmak için toplanmışlardır. Bazılarının yanlış olarak düşündüklerinin aksine, İznik Konseyinde İncîl metni tartışılmadı. Atanasyus ve Aryus, karşıt tezleri savunmak için aynı İncîl metnini kullandılar.[3] Konseye katılanlar arasında İncîl metni ya da içeriği konusunda her hangi bir ihtilafın olduğu kesinlikle kaydedilmemiştir.

İKİNCİ İZNİK KONSİLİ(İNZİK KONSEYİ)
İkinci İznik Konsili Ortodoksları, Roma Katolikleri tarafından kabul edilen 7.ve son ekümenik konsildir. [1] 787 yılında Nicaea’te toplanmıştır.
İlk oturum 24 Eylül 787 tarihinde Ayasofya’da gerçekleşti. Resim düşmanı (İkonoklazm ) dönemde yapılan bu toplantıda resimlere dönüşü sağlayan kararlar alındı.

Not : Makalenın tamamı tarıhsel bılgılerdendır.

Kaynak: Hristiyanforum.com

 

Kutsal Kitap değiştirilmemiştir