/ Kutsal Kitap / 108 /109. Mezmur  – Rab’be, müdahale etmesi için bir yakarı

108 /109. Mezmur  – Rab’be, müdahale etmesi için bir yakarı

Yeni Ahit’in sevgi ve hoşgörü pınarlarının sularıyla beslenmiş olan bizler, nasıl olur da 109. gibi lanetler içeren mezmurlar kullanarak dua ederiz?

Bilindiği gibi erken hıristiyanlık döneminden bu yana bütün kilise ayinlerinde ve törenlerinde Eski Ahit’in Mezmurlar Kitabından, polüper izmiyle Zebur Kitabından, mezmurlar okunur. Acaba neden Aziz Pederlerimiz, buna izin verdiler? Niçin biz mezmurları kullanarak dua zincirleri oluşturuyoruz? (bu konuyu peder Dorotheos’la da biraz konuşmuştuk ama bazı soru işaretleri hala kardeşlerimizin kafalarını kurcalıyor)

 

Kutsal Kitap’ta belirtilen olayların sıklıkla iki yüzü vardır; biri tarihi, diğeri ise Peygamberin kehanetleriyle ilişkilidir.

  1. mezmurun tarihsel yüzü ile ilgili olarak; Peygamber, Kral ve mezmurcu Davut, hem Saul’den gördüğü zulüm, hem de oğlu Abşalom tarafından planlanmış bir isyanın çıkası yüzünden zor durumdaydı. Davut kötü niyetli ve nankör insanlar tarafından tehdit edilir ve acımasızca zulüm görür. Süregelen adaletsizlik yüzünden öfke doludur ve bu ruhsal yük yüzünden lanetler eder. Genelde insan düşmanının yaptıklarının bedelini ödediğini görmek ister, öyle bir düşman ki bilinçli olarak haksızlık eder, Rab’bin yasasını arsızca çiğner, Rab’bin kendisine küfür eder. Bu nedenle Davut onun cezalandırılmasını ister. Unutmayalım ki Eski Ahit’te geçerli olan yasa “göze göz” yasasıydı ve bu anlayışa göre,  mezmurcu tamamen insanca hareket ediyor. Ancak, mezmurun son mısralarına doğru, Davut,  varlığını Rab’be teslim ederek sakinleşip şükür ve izzet duası okur.(insan kötü ruh haliyle Rab’bin huzuruna çıkıyor, şikayetlerini dile getiriyor, aklandan gelenleri söylüyor ama Rab ona esenlik veriyor)

109.Mezmur ilk bakışta lanetlerle dolu görünüyor. Ama aslında Aziz Nikodimos’un dediği gibi lanet değil, kötülerin, hain Yahuda ve başka bazı insanlar hakkındaki  kehanetlerini içeriyor. Eski Ahit’te pek çok olayda kehanetlerin içinde lanetlere de rastlarız. Ama bunlar gerçekte lanet değil,  Rab’bin  ilkel  ve asi İsrail’i hizaya getirme çabasının anlatıldığı,  keskin ve tehditkar bir şekille  sunulan kehanetlerdir. Örnek olarak Yeşu, vaadedilen toprakları İsrail oymaklarına miras olarak bölerken, Rab ona bazı kabileleri kutsamasını, bazılarını da lanetlemesini buyurur. Ama takdisler de lanetler de daha sonra olacakların kehanetidir; Altınağızlı Yuhannanın 109. mezmurun başlangıcında dediği gibi, bu kehanetler, aslında Rab’bin uyarıları ve  tövbekarlığa çağrısıydı.(birçok kilise babaları mezmurları yorumladı-ödev)

Yani bu mezmurda kehanet unsuru ön plandadır ve bu hem Rab’bin hem Yahuda’nın şahsında doğrulanır.

5.yyda Suriye’de yaşamış ve çok büyük bir teolog olan Theodoritos şunu söylüyor: “Mezmurda dilek kipinde veya emir kipinde söylenen her şey…uyarı ve kehanet niteliği taşır…öyle olmasını dilemiyoruz ama sonuçta o’nun ( Yahuda)  kötülüğü yüzünden öyle olacak”.

Mezmur dört parçaya bölünür:

Birinci  bölüm, 1-5 ayet dizisi : (giriş bölümüdür) kötülük ve nankörlüğü tanımlanır.

İkinci bölüm, ayet dizisi 6-20: Davutun maruz kaldığı haksızlığın baş kışkırtıcısının  etrafında yoğunlaşan  lanetleri ve kötülükleri içerir.

Üçüncü bölüm, ayet dizisi 21-29: kendine yardım etmesi için Rab’be hararetli yalvarış

 

Dördüncü bölüm, ayet dizisi  30-31: sonuç bölümünde ise mezmurcunun Tanrı’dan alacağına emin olduğu yardım için sürekli şükredeceğine ve minnet duyacağına söz vermesi

Kral Davut, Eski Ahit’te Mesih’in örneğini teşkil ettiğini bildiğimizden, bu mezmurda Rab’be atıf yapan, ve sonradan olacakların işaretlerini veren önbildiriler görüyoruz. Bu nedenle Aziz Atanasios, mezmurun Rab’bin Çilelerini  özellikle vurguladığını ve hem Yahuda’nın hem Yahudilerin aldıkları cezalardan bahsettiğini gözlemler. Eski bazı yorumcular da aynı görüştedir.

Peygamberlik açısından yorumu

 

Theodoritos birinci ayetin, (Ey övgüler sunduğum Tanrı, Sessiz kalma!) Rab’bin  Kutsal Çileler esnasında söylediği sözler olduğuna inanıyor. O’nu Getsemane bahçesinde dua ederken duyar gibiyiz, zaten  buna benzer bir söz telaffuz etmedi mi çarmıhın üstünde?

(Matta 27,46)  46 Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, «Elî, Elî, lema şevaktani?» yani, «Tanrım, Tanrım, beni niçin terk ettin?» diye bağırdı.

İkinci ayette   (Çünkü kötüler, yalancılar,  bana karşı ağzını açtı, karalıyorlar beni.)

Theodoritus , Eusebius ve Zigabenos  korkak ve günahkarın suretinde  Yahuda’yı tanır.

 

(Matta 26:14-15)  14-15O sırada Onikilerden biri – adı Yahuda İskariyot olanı – başkâhinlere giderek, «O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?» dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler. 16Yahuda o andan itibaren İsa’yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.

Üçüncü ve dördüncü ayetler;  (Nefret dolu sözlerle beni kuşatıp yok yere bana savaş açtılar. Sevgime karşılık bana düşman oldular, bense dua etmekteyim.)

Aziz Nikodimos, Eusebius, Hesychios  ve Zigabenos’a göre, Yahudilerden bahseder.

(Yuhanna 15:24-25) Rab diyor: “Başka hiç kimsenin yapmadığı işleri onların arasında yapmamış olsaydım, günahları olmazdı. Şimdiyse yaptıklarımı gördükleri halde hem benden hem de Babamdan nefret ettiler. 25Bu, yasalarında yazılı, `Hiçbir neden yokken benden nefret ettiler’ sözü yerine gelsin diye oldu.”

 

5 ayet:  (İyiliğime kötülük, sevgime nefretle karşılık verdiler.) Yine nankör ve şuursuz insanların ona yaptığı bariz haksızlık sebebiyle yakınan mezmurcu kalbini açarak önce övgüyle  konuşur. Sonra da şikayetini söyler. Bunca nankörlüğe Davut şikayet etmekte haklıydı, onlar Davut’a iftira atarken Davut onlar için dua ediyordu. Rab de aynısını yaptı:  O’nu  çarmıha gerenlere  ve ona büyük iftiralar atıp suçlayanlara dua etti.

 

(Luka 23:32-34) 32İsa’yla birlikte idam edilmek üzere ayrıca iki suçlu da götürülüyordu. 33 Kafatası denilen yere vardıklarında İsa’yı, biri sağında öbürü solunda olmak üzere, iki suçluyla birlikte çarmıha gerdiler. 34 İsa, «Baba, onları bağışla» dedi. «Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.»

 

Biz de, haksızlığa uğradığımızda yakınmayalım, Rab’bin Çilelerinin ne kadar haksız olduğunu hatırlayarak O’na sığınalım; affetmekte ve sevgide O’nu  örnek alalım ve gelen tüm lanetleri  her halükarda tövbekar olmayan İblis’e yönlendirelim. Ve Davu’tun, kurtuluşu için Rab’be sığındığı gibi, biz de Her şeye gücü yeten Rab’be sığınalım. Rab’be eziyet edildi, haksız yere iftira atıldı ve düşmanları işi O’nu çarmıha germeye kadar vardırdı. Ama Rab’bin Çarmıhı insanların kurtuluşu oldu.

Altıncı ayet (Kötü bir adam koy düşmanın başına, sağında onu suçlayan biri dursun)  Bu ayet İblis’in Yahuda’nın sağında duracağını söyler, çünkü Aziz Nikodimos’a göre sağ tarafa “yakınlar” yerleştirilir. Aynı şekilde  Yargı günü Rab’bin sağında, kurtarılmış olanlar duracak. Aziz Vasilios ve Aziz Evsebius’un yorumuna göre ise İblis, Yahudanın “doğru” hareketlerini bozmak  için  sağında duracaktı.

Yedinci ayet, (Yargılanınca suçlu çıksın, duası bile günah sayılsın!) hem kendi vicdanı hem Ferisiler tarafından yargılanan  Yahuda’yla ilgilidir. Yahuda “masum kan”ı  ele verdiğini kabul ettti, baş rahipler ise «bundan bize ne onu sen düşün» diye cevap verdi. Dolaylı olarak  Yahuda’nın pişmanlığı kehanet edilmiştir. Yahuda Rab’bi ele vermeyi  başarmayı diliyor ve bunun için dua ediyordu. (bu bir günah duasıydı) İşte mezmurun 7. ayeti tam da bundan bahsediyordu.“Yargılanınca suçlu çıksın, (çıkacak okumalıyız) duası bile günah sayılsın” (sayılacak)

Sekizinci ayetin, “Ömrü kısa olsun, görevini bir başkası üstlensin!” ifadesinin Yahuda’dan bahsettiği  çok açıktır. Elçi Petrus işte bu anlayışla, “Elçilerin İşleri” kitabının 1.bölümünde mezmurun sekizinci ayetinden bahseder. Aziz Augustinus’un yorumu ise şu şekildedir: “Bu bir lanet değil, kehanettir. Çünkü burada olacakları önceden söylüyor”.

Elçilerin İşleri 1. Bölüm

12 Bundan sonra (yani Mesih’in Göğe yükselişinden sonra) elçiler, Kudüs’ten yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin dağından Kudüs’e döndüler. 13Kente girince kalmakta oldukları eve gidip üst kattaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreya, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı. 14Bunların hepsi, İsa’nın annesi Meryem, diğer kadınlar ve İsa’nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyorlardı. (Kutsal Ruhun gelişinden önce)

15-16 O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: «Kardeşler, Kutsal Ruh’un, İsa’yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut’un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu. 17Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.»

18Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü. 19Kudüs’te yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde `Kan tarlası’ anlamına gelen `Hakeldema’ adını verdiler.

20«Nitekim Mezmurlar kitabında şöyle yazılmıştır» dedi Petrus. «`O’nun konutu boş bırakılsın, içinde kimse oturmasın. ve, `Onun görevini bir başkası üstlensin.’

 

9 ve 10. Ayet de muhtemelen Yahuda’nın şahsında yerine geldi. (Çocukları öksüz, karısı dul kalsın! 10 Çocukları avare gezip dilensin, yıkık evlerinden uzakta yiyecek arasın!)

(11.Bütün malları tefecinin ağına düşsün, emeğini yabancılar yağmalasın! 12.Kimse ona sevgi göstermesin, öksüzlerine acıyan olmasın! 13.Soyu kurusun, bir kuşak sonra adı silinsin! 14. Atalarının suçları RAB’bin önünde anılsın, anasının günahı silinmesin! 15.Günahları hep RAB’bin önünde dursun, RAB anılarını yok etsin yeryüzünden!)

Theodoritus, Eusebius ve bazı başka yorumculara göre, 11-15. ayetlerdeki lanetler, Yahudiler için doğru çıkmıştır. (Yahudilerin emeklerini Romalılar yağmalamadı mı?) Zaten  taş kaldırımda «O’nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!» diye bağıran onlardı. Ve sonunda onlar, Rab’bin onlara vermek istediklerini değil, İblis’le yaptıkları işbirliğinden elde ettiklerini aldılar. Bilindiği gibi MS 66 – 73 – Romalılara karşı olan ‘Büyük Yahudi İsyanı’ Vespasian ve Titus tarafından bastırıldı. Roma Ordusu Kudüs’te birçok Yahudi’yi öldürdü, kölelik ve esaret için yaklaşık 100 bin kişi aldı. Bunları, İsrail’den Roma İmparatorluğu’nun diğer yerlerine dağıttı.

  1. ayette (Çünkü düşmanım sevgi göstermeyi düşünmedi, ölesiye baskı yaptı mazluma, yoksula, yüreği kırık insana.) Aziz Atanasios, “yüreği kırık” olarak bahsedilenin, Yahudanın ve Yahudilerin manevi yok oluşuna  üzülen Rab’bin kendisi olduğunu söylüyor.

17-20 ayetler Yahuda’nın şahsında gerçekleşir.

17 Sevdiği lanet başına gelsin! Madem kutsamaktan hoşlanmıyor, uzak olsun ondan kutsamak! 18 Laneti bir giysi gibi giydi, su gibi içine, yağ gibi kemiklerine işledi lanet! 19 Bir giysi gibi onu örtünsün, bir kuşak gibi hep onu sarsın! 20 Düşmanlarıma, beni kötüleyenlere, RAB böyle karşılık versin!

(Yuhanna 13. 18-30) Rab Fısıh Yemeğinde şöyle diyor: 18«Hepiniz için söylemiyorum, ben seçtiklerimi bilirim. Ama, `Ekmeğimi yiyen bana el kaldırdı] diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için böyle olacak. 19Size şimdiden, bunlar olmadan önce söylüyorum ki, bunlar olunca, benim O olduğum inanasınız…

Açıkça konuşarak, «Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri beni ele verecek» dedi.
22Öğrenciler, kimden söz ettiğini merak ederek birbirlerine baktılar. 23Öğrencilerinden biri İsa’nın göğsüne yaslanmıştı. İsa onu severdi. 24Simun Petrus bu öğrenciye, kimden söz ettiğini İsa’ya sorması için işaret etti. 
25O da İsa’nın göğsüne yaslanmış durumda, «Rab, o kimdir?» diye sordu.

26İsa, «Lokmayı sahana batırıp kime verirsem odur» diye cevap verdi. Sonra lokmayı batırıp Simun İskariyot’un oğlu Yahuda’ya verdi. 27Yahuda lokmayı alır almaz Şeytan onun içine girdi. İsa da ona, «Yapacağını tez yap!» dedi.

28Sofrada oturanların hiçbiri, İsa’nın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı. 29Para kutusu Yahuda’da olduğundan, bazıları İsa’nın ona, «Bayram için bize gerekli şeyleri al» ya da, «Yoksullara bir şey ver» demek istediğini sandılar. 30Yahuda lokmayı aldıktan hemen sonra dışarı çıktı. Gece olmuştu.

21-27 ayetlerde Rab insan tabiatıyla Baba Tanrı’ya yalvarır.

( 21 Ama sen, ya Rab Yahve, adın uğruna bana ilgi göster; Kurtar beni, iyiliğin, sevgin uğruna! 22 Çünkü düşkün ve yoksulum, yüreğim yaralı içimde. 23 Batan güneş gibi geçip gidiyorum, çekirge gibi silkilip atılıyorum. 24 Dizlerim titriyor oruç tutmaktan; Bir deri bir kemiğe döndüm. 25 Düşmanlarıma yüzkarası oldum; Beni görünce kafalarını sallıyorlar! 26 Yardım et bana, ya RAB Tanrım; Kurtar beni sevgin uğruna! 27 Bilsinler bu işte senin elin olduğunu, bunu senin yaptığını, ya RAB!)

  1. ayette Theodoritos “çekirge gibi silkildi” ifadesini Rab için kullanır. Rüzgarla sürüklenen çekirgeler gibi, Rab de dağlarda ve çöllerde sığınacak bir yeri olmadan oradan oraya savrulmuştu.

Ayrıca Aziz Atanasios, Hesychios ve Zigabenos 25.ayetin, Rab’bin Çilelerine uyduğunu görürler (İncil yazarlarının belirttiğine göre oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyorlardı).

(Matta 27, 39-40) Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, «Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı’nın Oğluysan, çarmıhtan in!» diyorlardı.

Atanasios  27.ayetin: “Bilsinler bu işte senin elin olduğunu, bunu senin yaptığını, ya RAB!”  Rab’bin Diriliş” eylemine   atıfta bulunduğunu belirtir.

  1. ve 29. ayetlerde ise Diriliş olayları anlatılır (28 Varsın lanet etsin onlar, sen kutsa beni, bana saldıranlar utanacak, ben kulunsa sevineceğim.  29 Rezilliğe bürünsün beni  suçlayanlar, kaftan giyer gibi utançlarıyla örtünsünler!)

ve 30 ve 31. ayetlerde mezmur şükür ve izzet duası ile biter. ( 30 RAB’be çok şükredeceğim, Kalabalığın arasında O’na övgüler dizeceğim;     31 Çünkü O yoksulun sağında durur, Onu yargılayanlardan kurtarmak için.)

108 /109. Mezmur  Rab’be, müdahale etmesi için bir yakarı