/ Konuşmalar, aziz pederlerin sesi / Luka’nın 9. Pazarı Vaazı

Luka’nın 9. Pazarı Vaazı

Luka’nın 9. Pazarı Vaazı

 

(Kutsal Luka İncili 12: 16-21)

Kasım, 19, 2017

                           

Bugünkü vaazda üzerinde durulan benzetme, kısa fakat çok etkileyici bir hikâyedir. Eğer her insan ondan ders alsaydı milyonlarca yakınımız açlıktan ve sefaletten ölüyor olmazdı. Bunun yanında zengin insanlar da sahip oldukları servetler için kaygılanarak kendilerine eziyet etmezlerdi ve belki de, kendi ruhlarını zenginlik yüzünden mahvolmaktan kurtarırlardı.

Benzetmedeki zengin adama bakalım. Tanrı ona aşırı fazla ürün veren verimli toprak verdi. Sevinç içinde, Tanrı’yı, gösterdiği lütuf için yüceltmeye başlamak yerine o, «Ne yapmalıyım? Ürünlerimi koyacak yerim yok» (Luka 12:17) diye kaygılara düştü.

«Ne yapmalıyım?», – genelde bu soruyu soran insanların kalacakları evleri, soğuk havaya karşı onları koruyacak kıyafetleri, ya da çocuklarının hayatta kalmaları için onlara verebilecekleri ekmekleri yok! Fakat birden, daha da zenginleşmiş olan zengin bir insanın bunu söylemesi çok ayıp bir şey. Maalesef gerçeklik böyledir. Zengin insanların servetlerini koruma ve çoğaltma kaygıları yüzünden ciddi psikolojik sorunlar ve bozukluklarla mustarip olmalarının sayısızca örneği var. Maddi varlıklara bağlanıp daha fazlasını elde etme çabasında olanlar büyük bir yıkıma uğrayacaklar. «Genç aslanlar bile aç ve muhtaç olur» (Mezmur 34:10), ve Havari Pavlus bizi şu sözlerle uyarıyor: «Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar.» (1. Timoteos 6:9).

Fakat benzetmedeki zengin adamın büyük fakirliği çabuk ortaya çıkıyor. Ürünlerini nerede saklayacağını şaşırırken ve uzun yıllar içinde zengin hayat sürmenin hayalini kurarken, Göklerden ona seslenen bir ses duydu: «Ey akılsız! Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?» (Luka 12:20). Böyle davranarak zengin adam hem yeryüzündeki hem Göklerdeki hazinelerini yitiriyor. Bu hazineler (Göksel hazineler) zengin adama verilmedi çünkü cimriliği yüzünden o, bu hazinelere sahip olabilmek için yapılması gereken iyi işleri yapamayacak durumdaydı.

Zengin adam muhtemelen: «Neden şimdi ölüyorum? Nerede hata yaptım ki? Hırsızlık yapmadım, bunların hepsini çalışarak elde ettim. Bunlar benim!» diyebilirdi.

Burada biz hem benzetmedeki zenginin hem de bütün zenginlerin büyük bir hatasını görüyoruz. Sahip oldukları her şeyin sadece onlar için olduğu yanılgısı içindeler. Rabbin onlara bunu, başkalarıyla paylaşmaları için verdiğini anlamıyorlar. Bu bizi Büyük Basilios’un öğretilerine getiriyor: Siz yakınlarınızın koruyucularısınız. Bütün bunların yalnız ve şahsen sizin için verildiğini sanmayın… Bunların hepsinin hesabı size doğrudan sorulacaktır… Size çok verildiği zaman siz de başkalarına hiçbir şey vermiyorsanız bunun adil olmadığını düşündünüz mü? Sakladığınız yiyecek fazlalıkları aç olan insanlara aittir. Dolabınızda asılı duran giysileriniz çıplak olan insanlara. Aldığınızda sakladığınız para, bu paraya ihtiyacı olanlara. Bu kadar büyük bir eşitsizlik ve yardım edilmesi gereken o kadar çok insan. Tanrı bilgedir, zenginlere, sadece kendilerine değil başka insanlara da fayda getirsin diye servetler veriyor. Eğer herkes sadece ihtiyacı kadar olanı sahiplenip kalanını dağıtsaydı dünyada fakir insanlar kalmazdı. 

Mesih’te kardeşlerim, Aziz Pavlus’un şu sözlerini uygulayalım: «Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz.» (1. Timoteos 6:8). Göklerdeki sonsuz hazineler kazanmak için gereken zenginliklere sahip olup olmadığımıza bakalım. Amin  

 

 

Luka’nın 9. Pazarı Vaazı