/ Kilise / Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

 

 

Yeni Ahit’te Melekler

 

Yeni Ahit’te melekler genellikle kendi kişilikleri ile görünürler.Onlar akıl ve özgür irade ile donatılmış varlıklardır. Farklıdırlar. İnsanlardan üstün ama Tanrı’dan aşağıdırlar. Onların görevleri Tanrı sözünü bildirmek ve İlahi İrade’nin yerine gelmesini sağlamaktır. Onlar duaları taşır ve Tanrı’nın huzurnda imanlılar için yalvarırlar. İnsanların iyi olanı yapması için uğraşırlar ve zor zamanlarda onlara yardım ederler. Ayrıca biliyoruz ki, dünya yaşamımız boyunca, yanı başımızda bir koruyucu melek bulunmaktadır.

 

Ortodokslar olarak ibadetlerimizde şu şekilde duamız bulunmaktadır, “ey barış meleği, ey kutsal rehber, ey ruhumuzun ve bedenimizin koruyucusu, bizim için RAB’bimize yalvar.”.

 

                                      Meleklerin Görünmeleri ve Açıklamaları

 

Başmelek Cebrail’in Kahin Zekerya’ya görünmesi:

 

Tanrı’nın amacı elbette ki insanları kurtarmaktır fakat O bunu bir yıldırımla veya gök gürültüsüyle yapmıyor. O büyük tantanalar koparmadan, sessizce geldi. Yüzlerce yıldır insanlar Mesih’i bekliyorlardı ve Tanrı meleklerini göndererek zamanın geldiğini insanlara haber verdi.

 

Aziz Luka, RAB’bin meleğinin Yeruşalim’deki tapınakta hizmet eden Kahin Zekeriya ile görüştüğünü yazar. O gün buhur yakma görevi ona verilmişti. Diğer din adamları dışarıda dua edip ilahiler söylerken Kahin Zekeriya yalnız başına içeri girer; bu hizmetin en kutsal parçasıdır. RAB’be görevini yaparken, Altar’ın sağ tarafında bir melek belirir ve kahinle konuşmaya başlar, “‘Korkma, Zekeriya’ dedi, ‘Duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın. Sevinip coşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek. O, Rab`bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh`la dolacak. İsrailoğulları`ndan birçoğunu, Tanrıları Rab`be döndürecek. Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas`ın ruhu ve gücüyle Rab`bin önünden gidecektir.’”. Meleğin ismi Cebrail’dir ve kahin anlattıklarına inanmadığı için, oğlu Yahya doğuncaya dek Zekeriya’yı dilsiz yapar. Tapınaktan dışarı çıkan Zekeriya konuşamaz sadece hareketleri ile anlatmaya çalışır birşeyleri. Fakat halk, kahinin tapınakta görüm gördüğünü anlar. 

 

Başmelek Cebrail’in Meryem ana ve Doğru Yusuf’a Mesih’in doğumunu bildirmesi:

Başmelek Cebrail, genç bir kız olan Meryem’in yanına gider ve ona seslenerek, “Selam, ey Tanrı`nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir” der. Melek bakire olan kıza söyler, hamile kalacağını ve bir oğlan doğuracağını, bunun Tanrı’nın Oğlu olacağını ve ismini İsa koyacaklarını. Genç bakire Meryem buna şaşırır ama korkmaz, karşı gelmez aksine itaat eder. Gözümüzde canlandırmaya çalıştığımızda; orada iki varlık duruyor, biri dünyadan diğeri ise cennetten. Biri Tanrı’nın iradesini bildiriyor, diğeri ise buna sevinçle itaat ediyor (Luk.1:26-28). Başmelek Cebrail, bu genç kızın nişanlısı Yusuf’a da gözükür ve olacakları onada bildirir (Mat.1:20-21). Melekleri insan benzeyişinde görmemiz onları daha az gerçekçi yapmaz. Gözümüzle görür, kulaklarımızla seslerini duyarız.

 

Beytlehem:

 

RAB’bin meleği, sürülerinin yanında nöbet tutmakta olan çobanlara gözükerek, onlara doğacak olan Mesih’in müjdesini verir (Luk.2:8-14). Çobanlar doğada çok uzun zaman geçirirler, bu yüzden doğa ile iç içedirler. Göksel güçlerin işaretlerini okumak onlar için kolaydır. Onlar genellikle sıradan ve alçakgönüllü insan olma eğilimindedirler. Zamanlarının çoğunu doğada, sürülerinin yanında geçirdikleri için derin düşünceleri vardır. Melek, Mesih’in gelişi ile ilgili müjdeyi ilk önce fakirlere, alt sınıfa vermiştir. Melekler aniden ortaya çıktıkları için çobanlar korkuya kapılmışlardır fakat melekler onları, “korkmayın” diye yatıştırırlar ve işte o anda, o fakir insanlar tüm yürekleri ile, “En yücelerde Tanrı`ya yücelik olsun, yeryüzünde O`nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun” diye haykırırlar (Luk.2:14).

Aynı şekilde, bilimadamlarıda rüyalarında uyarılırlar ve Hirodes’in yanına geri dönmezler (Mat.2:12). Onlar ilahi yönlendirişi takip ederler.

 

Mısır’a Kaçış:

 

Bir melek, gece rüyasında Yusuf’a görünerek, çocuğu ve annesini alarak Mısır’a gitmeleri gerektiğini bildirir, “Rab`bin bir meleği Yusuf`a rüyada görünerek, “Kalk!” dedi, “Çocukla annesini al, Mısır`a kaç. Ben sana haber verinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes öldürmek için çocuğu aratacak.” (Mat.2:13). Daha sonra, Mısır’da bulundukları sırada yine bir melek Yusuf’a görünerek, İsrail’e dönmelerini söyler (Mat.2:19-20).

 

“Çünkü Tanrı meleklerine buyruk verecek, Gideceğin her yerde seni korusunlar diye. Elleri üzerinde taşıyacaklar seni, Ayağın bir taşa çarpmasın diye.” (Mez.91:11-12).

Mesih’in denemesinde melekler:

Vaftizinden sonra Mesih İsa çölde iblis tarafından ayartılmaya çalışıldıktan sonra yanına melekler gelirler, her tarafını sevgiyle ve özenle kuşatırlar (Mat.4:11).

Getsemani’de:

İsa Mesih’in çarmıha gerileceği zaman yaklaştığında, ölümlü bedeni ölümü tatmak istemiyordu. Beraberindekilere uyanık kalarak dua etmelerini söyledi fakat onlar o kadar yorulmuşlardı ki O’nun kederlendiğini dahi anlayamamışlardı ve oracıkta uyuya kalmışlardı. Fakat o an, “Gökten bir melek İsa`ya görünerek O`nu güçlendirdi.” (Luk.22:43).  Kimse o anda, orada, o bedende neler olduğunu anlayamadı ama melekler biliyorlardı, Kral’ın Yüceliği; “İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik.” (Yeş.53:3).

Çarmıh ve Mezar:

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

Mesih İsa’nın çarmıha gerildiğinin tasvir edildiği ikonalarda hep melekler Haç üzerinde gezinirken resmedilir. Kutsal Yazılar’dan bilmiyor olsak dahi, meleklerin o an orada olduklarını ve tüm insanlara hizmet ettikleri gibi hizmet ettiklerini tahmin edebiliriz. 

Mezarın girişindeki büyük kayayı kim kenara ittirdi? Ferisiler, Mesih’in arkadaşlarının cesedi mezardan alarak onun dirildiğini iddia edeceklerinden korkmuyorlar mıydı? Sırf bu yüzden vali Pilatos’a yalvarmadılar mı, mezarın büyük bir kaya ile kapatıldıktan sonra askerler tarafından da korunması için? İşte bu askerler şahitlik etmişlerdi, meleklerin gelerek kayayı kenara ittirdiklerine; “Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab`bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.” (Mat.28:2-4).

Dirilişi Müjdeleyen melek, Her Şeye Gücü Yeten’in habercisiydi. İnsanların yüreklerine sevgiyle ve tertemiz dokunuyorlardı.

Kadınlar gelipte mezarı boş bulduklarında duydukları korkuyu tahmin edebiliriz herhalde, hele ki mezarın içince ışıklar içerisinde parlayan iki varlık görmüşken.Melekler korkuya kapılan kadınlara seslenerek, “‘Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?’ dediler. O burada yok, dirildi. Daha Celile`deyken size söylediğini anımsayın.  İnsanoğlu`nun günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti.” (Luk.24:4-7).

Melekler Dirilişi Müjdelediler. Onlar kesinlikle, RAB insanların kurtuluşu için bu dünyadayken O’nunla birlikteydiler ve kurtuluş yolunda kendi görevlerini yerine getiriyorlardı.

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

Paskalya gecesi Kilise ayininde, Kilisede ışıklar tamamen kapatılır ve içerisi karanlık olur. Cemaat Kiliseden çıkar ve kapılar kapatılır. Kapının önünde, “Ey Kurtarıcımız Mesih, gökteki Melekler biz yeryüzündekilerin Seni yüceltmesini sağlayıp, Senin dirilişine ilahiler söylüyorlar” ilahisini söylerler, daha sonra Kutsal Müjde okunur ve cemaat büyük bir coşkuyla, “Mesih Dirildi” diye bağırır. Kapılar açılır ve cemaat tamamen aydınlatılmış, ışıklar içerisindeki Kiliseye, “Mesih Dirildi” diyerek girer.

 

Mesih İsa’nın göğe yükselişi:

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

“İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O`nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz? diye sordular. ‘Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.’ ” (Elç.İşl.1:9-11).

Göğe yükseliş ikonasında, imanlıların arasında meleklerinde bulunduğunu görüyoruz. Diğer meleklerin ise, Mesih’i yücelik içerisinde göğe aldıklarını görüyoruz.

Kaldırın başınızı, ey kapılar! Açılın, ey eski kapılar!

Yüce Kral girsin içeri!

Kimdir bu Yüce Kral?

O RAB`dir, güçlü ve yiğit, Savaşta yiğit olan RAB.

Kaldırın başınızı, ey kapılar! Açılın, ey eski kapılar!

Yüce Kral girsin içeri!

Kimdir bu Yüce Kral?

Her Şeye Egemen RAB`dir bu Yüce Kral! (Mez.24:7-10)

 

İkinci geliş:

İsa Mesih ikinci gelişini açıklıyor: “O zaman İnsanoğlu`nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu`nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. Kendisi güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O`nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.” (Mat.24:30-31).

On bakire kız benzetmesinden sonra yargıdan bahsederken ise, “insanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak” (Mat.25:31) diyor.

Tanrı’nın Kutsal Elçisi Aziz Pavlos ise şöyle yazmıştır: “Rab`bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı`nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih`e ait ölüler dirilecek. Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab`bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab`le birlikte olacağız.” (I.Sel.4:16-17).

 

                                                 İlk Kilise Döneminde Melekler

 

Aziz Petros ve Aziz Yuhanna:

 

 

Özellikle Göğe Yükseliş sonrasında, Elçiler meleklerin açıkça farkındadırlar ve yaşamları boyuncada onların etkilerini hep görürler.

 

Yahudi din adamları, İsa Mesih’in takipçilerini sessizce korkutup yıldırmak için Aziz Petros ve Aziz Yuhanna’yı tutuklatırlar. Baikahin onlara vaaz etmeyi kesinlikle yasaklar. Ama Kutsal Elçiler böyle bir şeyi kesinlikle dinlemezler ve Mesih’in adını yüceltmeye ve insanlara kurtuluş yolunu anlatmaya devam ederler ve bu yüzdende tutuklanarak cezaevine kapatılırlar. Askerler onları mahkemeye çıkarmak üzere geldiklerinde, hücreyi boş bulurlar. Aziz Luka bize bunun nasıl gerçekleştiğini anlatıyor: “Ama geceleyin Rab`bin bir meleği zindanın kapılarını açıp onları dışarı çıkarttı. “Gidin! Tapınağa girip bu yeni yaşamla ilgili sözlerin hepsini halka duyurun” dedi.” (Elç.İşl.5:19-20). Elçiler yine aynı yere giderler ve yine aynı şekilde halka vaaz etmeye devam ederler. Onlar üzerinde Tanrı’nın gücü açıkça gözükür çünkü onlar ölümden dahi korkmazlar. Her ne tehlikeyle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, onlar hep güçlü bir şekilde ayakta, dimdik dururlardı.

 

Aziz Petros’un kaçışı:

İsa Mesih takipçilerinin Hıristiyanlar olarak adlandırılmalarından sonra çok daha ciddi bir şekilde eziyetler uygulanmaya başlanır. Aziz Elçi Yuhanna’nın kardeşi Aziz Elçi Yakup bu dönemde öldürülür. Aziz Luka şunları yazar: “Yuhanna`nın kardeşi Yakup`u kılıçla öldürttü. Yahudiler`in bundan memnun kaldığını görünce ardından Petrus`u da yakalattı. Bunu, Mayasız Ekmek Bayramı* sırasında yaptı. Petrus`u tutuklatıp hapse attırdı ve dörder kişilik dört takım askerin gözetimine teslim etti. Fısıh Bayramı`ndan* sonra onu halkın önünde yargılamak niyetindeydi. Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu* onun için Tanrı`ya hararetle dua ediyordu. Petrus, Hirodes`in kendisini yargılayacağı günden önceki gece, çift zincirle bağlı olarak iki askerin arasında uyuyordu. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın güvenliğini sağlıyordu. Birdenbire Rab`bin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek, Petrus`un böğrüne dokunup onu uyandırdı. “Çabuk, kalk!” dedi.

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

O anda zincirler Petrus`un bileklerinden düştü. Melek ona, “Kuşağını bağla, çarıklarını giy” dedi. Petrus da söyleneni yaptı. “Abanı giy, beni izle” dedi melek. Petrus onu izleyerek dışarı çıktı. Ama meleğin yaptığının gerçek olduğunu anlamıyor, bir görüm gördüğünü sanıyordu. Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek kente açılan demir kapıya geldiler. Kapı, önlerinde kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokak boyunca yürüdüler, sonra melek ansızın Petrus`un yanından ayrıldı. O zaman kendine gelen Petrus, “Rab`bin bana meleğini gönderdiğini şimdi gerçekten anlıyorum” dedi. “O beni Hirodes`in elinden ve Yahudi halkının uğrayacağımı umduğu bütün belalardan kurtardı.” (Elç.İşl.12:2-11).

Aziz Petros, Tanrı’nın bir habercisi tarafından kurtarılır. Bu koruyucu melek değildir. Koruyucu melekler bize, Tanrı’nın iradesini yerine getirmek için iyi işler yapmamızda yardımcı olurlar. Rab’bin melekleri, Tanrı’nın çağrısına insanın itaat etmesi için insanın özgür iradesi ile karar vermesini beklerler ve o karara göre hareket ederler.

Aziz İstefan:

 

O dönemde bir diyakon olan Aziz İstefan ilk Hıristiyan şehittir. Gittiği her yerde, bilgece, Mesih’i ve O’nun dirilişini anlatıyordu. Eski Ahit peygamberlerinden bahsederken, o dönemde meleklerinde yaptıklarının farkındaydı. Örneğin peygamber Musa’yı anlattığı zaman:

“Musa gördüklerine şaştı. Daha yakından bakmak için yaklaştığında, Rab ona şöyle seslendi: `Senin atalarının Tanrısı, İbrahim`in, İshak`ın ve Yakup`un Tanrısı benim.` Korkuyla titreyen Musa bakmaya cesaret edemedi. Sonra Rab, `Çarıklarını çıkar! Çünkü bastığın yer kutsal topraktır` dedi. `Mısır`da halkıma yapılan baskıyı yakından gördüm, iniltilerini duydum ve onları kurtarmaya geldim. Şimdi gel, seni Mısır`a göndereceğim.` Bu Musa, `Kim seni yönetici ve yargıç atadı?` diye reddettikleri Musa`ydı. Tanrı onu, çalıda kendisine görünen meleğin aracılığıyla yönetici ve kurtarıcı olarak gönderdi. Halkı Mısır`dan çıkaran, orada, Kızıldeniz`de* ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.” (Elç.İşl.7:31-36).

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)

Aziz İstefan’nın öldürülmesine seyirci kalan ve o dönemde Hıristiyanlık karşıtı olan Aziz Pavlos daha sonra meleklerin yasanın hazırlanması konusundaki rollerinden bahseder, tıpkı Aziz İstefan gibi; “Melekler yoluyla, bir aracı eliyle düzenlendi.” ve “Çünkü melekler aracılığıyla bildirilen söz geçerli olduysa…” (İbr.2:2).

Aziz İstefan taşlanarak öldürülür.

Aziz İstefan ruhsal olarak üstün bir adamdır ve RAB Tanrı denenmelerinde onu yüceltmiştir. İmanlı topluluğu onu şu şekilde tarif ediyordu: “… iman ve Kutsal Ruh`la dolu biri olan İstefanos…”(Elç.İşl.6:5) ve yargılandığı sırada çevredekiler; “Kurul`da oturanların hepsi, İstefanos`a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.” (Elç.İşl.6:15).

 

Komutan Kornelyus:

Aziz Petros, Yafa’da evinin damında dua ederken bir görüm görür. Görümde RAB ona, yenilmesi yasak olan yiyeceklerden (koşer olmayan) yemesini çünkü tüm yiyecekleri temiz kıldığını söyler. Tam bu esnada evine gelenlerin onu Roma ordusunda komutanlık yapan Kornelyus’a götürmek istediklerini öğrenir. Bunun zamanlaması ve özellikle Romalı bir yüzbaşının böyle bir talepte bulunması ilk bakışta çok ilginçtir.

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)Kornelyus bir görümde meleğin kendisine bildirdiklerini düşünerek böyle bir harekete girişmişti; “Bir gün saat üç sularında, bir görümde Tanrı`nın bir meleğinin kendisine geldiğini açıkça gördü. Melek ona, ‘Kornelius’ diye seslendi. Kornelius korku içinde gözlerini ona dikti, ‘Ne var, efendim?’ dedi. Melek ona şöyle dedi: ‘Duaların ve sadakaların anılmak üzere Tanrı katına ulaştı. Şimdi Yafa`ya adam yolla, Petrus olarak da tanınan Simun`u çağırt.’”.

Sonuçta Aziz Petros gelir, güzel bir vaaz verir ve Kornelyus’u vaftiz eder. Bu gelişme, erken Kilise döneminde önemli bir dönüm noktasıdır.

Öyle görünüyor ki, melekler Tanrı’nın buyruğuyla, yeni imanlılara görevler veriyorlardı ve imanlılar diğer insanların iman ederek kurtuluşa kavuşabilmeleri için tüm zorlukları göğüslüyorlardı.

Aziz Filip:

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)Aziz İstefan’ın öldürülmesinden sonra Elçiler, Müjde’nin tüm uluslara yayılması için buyruk almışlardı. Aziz Filip’de bir diyakondu ve Samiriye bölgesinde halka vaazlar veriyordu. Bir gün RAB’bin meleği kendisi ile konuştu ve yapması gerekenleri söyledi ve Aziz Filip meleğin söylediklerine derhal itaat etti. “Kalk, güneye doğru, Yeruşalim`den Gazze`ye inen yola, çöl yoluna git.” (Elç.İşl.8:26-27). Aziz Filip yolda, Yeruşalim’e tapınmaya gelmiş, Etiyopya kraliçesinin veziri olan hadım bir adamla tanışır. Etiyopyalı adam kendisine Yeşaya kitabını açıklayabilecek birine ihtiyaç duyuyordu. Aziz Filip artık meleğin kendisini neden buraya gönderdiğini biliyordu. O, Etiyopyalı hadımın sorularına cevap verdi, onu aydınlattı ve vaftiz etti. Bu adam İsrailoğulları dışındandı. Bu bölüm bize, Tanrı’nın, müjdenin diğer tüm uluslara yayılması için dünyadaki imanlıları olduğu kadar gökdeki meleklerinide nasıl görevlendirdiğini gösteriyor.

 

 Aziz Pavlos:

 Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)                                            

Aziz Luka, Malta adasında Aziz Pavlos ile yaşadığı bir deneyimi anlatır. Bu bir söylenti değildir çünkü bunları yazan Aziz Luka’nın kendisi o an oradadır ve her şeye şahit olur.

Aziz Pavlos’un Sezar’ın huzurunda yargılanmak üzere Roma’ya doğru yolculuk ettiği gemi fırtınaya kapılır. Herkesin korku ve endişe içerisinde olduğu anda, Aziz Pavlos ayağa kalkar ve: “Çünkü kendisine ait olduğum, kendisine kulluk ettiğim Tanrı`nın bir meleği bu gece yanıma gelip dedi ki, `Korkma Pavlus, Sezar`ın önüne çıkman gerekiyor. Dahası Tanrı, seninle birlikte yolculuk edenlerin hepsini sana bağışlamıştır.`” der. Melekten aldığı bu mesaj Aziz Pavlos’a büyük cesaret verir çünkü fırtınadan gemiyi kurtarabilmek için askerlerin diğer tutukluları öldürerek denize atmalarından korkar. Fakat gemideki herkes onu dinlemiş ve sağ salim karaya çıkmışlardır.

 

                             Aziz Pavlos’un Mektuplarında Melekler

 

Aziz Pavlos’un mektuplarında meleklere ilişkin birçok referans bulunmaktadır. Onlardan çok doğal bir şekilde bahseder. Hatta bir bölümde bizleri önemli bir konuda uyarır; “Sözde alçakgönüllülükte ve meleklere tapınmakta direnen, gördüğü düşlerin üzerinde durarak benliğin düşünceleriyle boş yere böbürlenen, Baş`a tutunmayan hiç kimse sizi ödülünüzden yoksun bırakmasın.” (Kol.2:18).

 

Meleksel hiyerarşi ve aralarındaki uyum en fazla onun tarafından yazılmıştır (Kol.1:16, Ef.1:12, I.Kor.15:26, Ef.1:21, Rom.3:38, I.Sel.4:16).

 

Sonrasında Aziz Dionysios, öğretmeni olan Aziz Pavlos’tan öğrendikleri ile Meleksel Hiyerarşiyi yazar.

 

Aziz Pavlos melekleri, sürekli ibadet eden ve Tanrısal iradeyi yerine getirenler olarak görür. Kendi iradeleri ile, gönüllü olarak, insanlığa karşı hareket etmezler. Tanrı’ya itaat ederler çünkü bilirler ki iyiliğin kaynağı Tanrı’dır ve onlarda kendi iradeleri ile iyiliği seçmişlerdir.

 

 

                                                       Vahiy kitabı

Vahiy kitabında meleklerle ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Daha kitabın başında, bu vahyi iletmesi için, Mesih İsa’nın bir meleğini gönderdiğini görüyoruz (Vah.1:1). Daha sonra bize, yedi yıldızın, yedi Kilisenin melekleri, yedi kandilliğin ise yedi Kilise olduğu açıklanır (Vah.1:20). Asya’da bulunan yedi Kilisenin yedi meleği, Vahiy kitabında 1:20’den 3:22’ye dek anlatılır. 5:2’de ise yüksek sesli, güçlü bir melek görürüz, “Yüksek sesle, “Tomarı açmaya, mühürlerini çözmeye kim layıktır?” diye seslenen güçlü bir melek de gördüm.”. 7:1’de Aziz Yuhanna, “Bundan sonra yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. Bunlar karaya, denize ya da herhangi bir ağaç üzerine esmesin diye, yeryüzünün dört rüzgarını tutuyorlardı” der ve sonra, gündoğusunda yükselen başka bir melek gördüğünden bahseder, bu melek Tanrı’nın mührünü taşımaktadır (Vah.7:2). Ayrıca Aziz Yuhanna, yedi melek ve yedi borazan hakkında ve buhur taşıyan melek hakkında da yazar: “Tanrı`nın önünde duran yedi meleği gördüm. Onlara yedi borazan verildi. Altın bir buhurdan taşıyan başka bir melek gelip sunağın önünde durdu. Tahtın önündeki altın sunakta bütün kutsalların dualarıyla birlikte sunmak üzere kendisine çok miktarda buhur verildi.” (Vah.8:2-3).

Mijdeci Aziz Yuhanna sonra gök gürültüsü gibi olan meleklerden bahsediyor: “yedi gök gürlemesi dile gelip seslendiler. Yedi gök gürlemesi seslendiğinde yazmak üzereydim ki, gökten, “Yedi gök gürlemesinin söylediklerini mühürle, yazma!” diyen bir ses işittim.” (Vah.10:3-4). “Göğü ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, denizi ve denizdekileri yaratanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi ki, “Artık gecikme olmayacak.” (Vah.10:6). “Sonra gökten inen güçlü başka bir melek gördüm. Buluta sarınmıştı, başının üzerinde gökkuşağı vardı. Yüzü güneşe, ayakları ateşten sütunlara benziyordu. Elinde açılmış küçük bir tomar vardı. Sağ ayağını denize, sol ayağını karaya koyarak aslanın kükremesini andıran yüksek sesle bağırdı. O bağırınca, yedi gök gürlemesi dile gelip seslendiler.” (Vah.10:1-3).

  1. bölümde Kutsal Müjdecinin açıklamaları şöyle: “Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara -her ulusa, her oymağa, her dile, her halka- iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde`yi getiriyordu. Yüksek sesle şöyle diyordu: “Tanrı`dan korkun! O`nu yüceltin! Çünkü O`nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının!” Ardından gelen ikinci bir melek, “Yıkıldı! Kendi azgın fuhuş şarabını bütün uluslara içiren büyük Babil yıkıldı!” diyordu. Onları üçüncü bir melek izledi. Yüksek sesle şöyle diyordu: “Bir kimse canavara ve heykeline taparsa, alnına ya da eline canavarın işaretini koydurursa, Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Böylelerine kutsal meleklerin ve Kuzu`nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek. Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek. Canavara ve heykeline tapıp onun adının işaretini alanlar gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler.” (Vah.14:6-11). “Tapınaktan çıkan başka bir melek bulutun üzerinde oturana yüksek sesle bağırdı: ‘Orağını uzat ve biç! Biçme saati geldi. Çünkü yerin ekini olgunlaşmış bulunuyor.’” (Vah.14:15). “Ateş üzerinde yetkili olan başka bir melek de sunaktan çıkıp geldi. Keskin orağı olana yüksek sesle, “Keskin orağını uzat!” dedi. “Yerin asmasının salkımlarını topla. Çünkü üzümleri olgunlaştı.” Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük masarasına attı.” (Vah.14:18-19)

Tanrı’nın Kutsal Azizi Yuhanna, bütün bu olayların devamında, yedi bela taşıyan yedi melek görür (Vah.15:1) ve şunları duyar, “Sulardan sorumlu meleğin şöyle dediğini işittim: ‘Var olan, var olmuş olan kutsal Tanrı! Bu yargılarında adilsin. Kutsalların ve peygamberlerin kanını döktükleri için, İçecek olarak sen de onlara kan verdin. Bunu hak ettiler.’” )Vah.16:5-6).

“Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı. Melek gür bir sesle bağırdı: ‘Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı! Cinlerin barınağı, Her kötü ruhun uğrağı, Her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu. Çünkü bütün uluslar Azgın fuhşunun şarabından içtiler. Dünya kralları da onunla fuhuş yaptılar. Dünya tüccarları onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.” (Vah.18:1-3).

“Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.” (Vah.20:1).

Bu nedenle, gökteki Kutsal meleklerin, Tanrı’nın iradesini yerine getirdiklerini ve yeryüzündeki fiziksel unsurları büyük bir bilgelikle kullandıklarını gördük.

 

 

Tanrı Krallığının bedensiz varlıkları Melekler (9)