/ Azizler ve din adamlarımız hakkında tanıklıklar / 17. Tüm Kiliselerin bakımı

17. Tüm Kiliselerin bakımı

17. Tüm Kiliselerin bakımı

 

                  ”Büyük emek ve zahmetlerle,çoğu kez uykusuz  kalarak” (II.Kor.11:27)

  Havari Aziz Pavlos, Efes’te çıkan karışıklıkları orada daha fazla kalmaması için İlahi bir uyarı olarak gördü. Yunanistan’daki Hristiyanlar’ın özellikle kötü haberlerini duyduğu Korintliler’in manevi durumu hakkında endişeleniyordu. Onlara akıl vermek ve doğru yolu göstermek için, Titus’un vasıtasıyla Efes’ten Korintliler’e ilk mektubunu yollamıştı ve bu mektubun Korintli imanlılar üzerinde yaratacağı etkinin sonuçlarını öğrenmek için beklemeye başladı.

 Pavlos Efes’ten ayrıldıktan sonra Troas üzerinden Makedonya’ya varmadan oraya iki yardımcısını,  Timoteos ve Erastus’u yollamıştı. Filipi’de sekiz seneden beri görmediği ve o günden sonra ilk mahkumiyetine kadar yanından hiç ayrılmamış olan doktor Luka ile büyük bir mutlulukla karşılaşmıştı. Bu arada, mektubu götürmüş olan Titus, Korint’ten geri dönmüştü. Korint Kilisesinde herşeyin yatıştığına, Korintliler’in ise özürlerini ifade etmek ve dinlerine güç katmak için Havarilerini beklediklerine dair iyi haberlerle dönüyordu. İyi haberlerden tatmin olmuş olan Pavlos, tüm mektuplarından en sıcak ve duygusal olan, Korintliler’e II. Mektubunu yollamıştı. Tüm bunların yanında, Kudüs’teki Hristiyanların ihtiyaçlarının karşılanması için bağış kampanyasına onların da katılmaları için ricada bulundu. Bu mektubunu Korint Kilisesi’ni güçlendirmek için diğer iki yol arkadaşıyla birlikte tekrar Titus ile yollamıştı.

 Pavlos, Filipi’de eski gücüne kavuştuktan sonra Makendonya’nın, Selanik’in, Veria’nın tüm Kiliselerinden geçti ve İllirikum’a kadar ulaştı (Arnavutluk’un bugünkü Durres’i) (Rom.15:19). İllirikum, Dalmaçya kıyılarında tüm Epirus’u kapsayan bir bölgede geniş bir alandı. Anlaşılan, on yıldan sonra son kışını geçirdiği Epir bölgesinde, Niğbolu’da da bir Kilise kurmuştu. Oradan zorluk çeken imanlıların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla topladıkları bağışlarla, Kudüs’e kadar refakat edecek olan Kilise’nin temsilcilerinin bulunduğu Korint’e ulaştı. Bunların arasında, Veria’dan Sopater, Selanik’ten Aristarhus ve Sekundus, Efes’ten Tihikos ve Trofimos, Derbe’den Gayus ve diğer şehirlerden ise Timoteos, Luka ve Yason bulunuyordu.

 Korint’te kaldığı üç ay esnasında, Roma’daki misyonerlik çalışmalarının planını geliştirdi. Bu yüzden, Roma’ya gideceğini ve misyonerlik çalışmalarına verimli bir zemin hazırlamaları için oradaki Hristiyanlar’a niyetini açıklayan Romalılar’a yönelik mektubunu yollamıştı. Bu mektubun sonunu okurken, Havari Aziz Pavlos’un eski faaliyetlerinden tanıdığı ve onlara selamlarını gönderdiği birçok Hristiyan’ın çoktan beri Roma’da bulunduğu anlaşılıyordu. Mektubu taşıyan Kenhere diyakozu Fibi idi (Rom.16:1).

 Pavlos Korint’te kalma süresi dolunca ve oradaki çalışmalarını tamamlayınca KudüsE gitmek için yola çıktı. Tabiatıyla gemiyle seyahet edeceklerdi. Fakat bazı fanatik Yahudiler’in Pavlos’u öldürmeye ve yardımcılarının taşıdığı bağışları çalmaya kararlı olduklarını haber aldılar, bu yüzden Makedonya’dan geçerek karadan yollarına devam etmeye karar verdiler. Pavlos Kuzey Yunanistan’ın yeni kurulan Kiliselerini ziyaret etmeyi fırsat bildi.

  Filipi’den Troas’a geçerken ilginç bir olay meydana geldi. Pazar günü, Hristiyanlar alıştıkları gibi Kutsal Komünyonu hazırlamak için ibadetlerine uygun bir mekânda toplanmışlardı. Pavlos, ertesi gün gideceği ve onları tekrar göremeyeceği için konuşmasını geç saatlere, gece yarısına kadar uzatmıştı. Bir evin üst katında toplanmışlardı, etrafın aydınlanması ve dini ihtiyaçları için birçok mumu yanık tutuyorlardı. Eftihos (Mutlu) adında genç bir delikanlı pencerenin yanıbaşında bir yer buldu ve gidip oturdu (Elç.İşl. 20:7). Pavlos konuşmasına devam ederken Eftihos uykuya daldı ve binanın üçüncü katından avluya düştü ve onu ölü buldular.

Pavlos, bu olayı duyduğu zaman hemen koştu ve Peygamber İlyas ve Elişa’nın ölüleri hayata döndürdükleri zaman yaptıkları gibi ölü çocuğun üstüne düştü, ona sarıldı ve Rab’be yürekten dua etmeye başladı. İşte o zaman mucize gerçekleşti! Pavlos genç delikanlının kalbinin tekrar çarptığını hissetti. Nefes almaya başlıyordu. O zaman Pavlos, “Telaşlanmayın, yaşıyor!” (Elç.İşl.20:10) diye ortalığı yatıştırdı. Delikanlının sağ olduğunu görenler memnun oldular ve Tanrı’ya şükrettiler.

Pavlos, bu mucizevi olay sonrasında imanlılar topluluğuyla bütün gece kaldıktan sonra çalışmalarını tamamlamış oldu. Böylece herkesle vedalaştı ve yol arkadaşlarıyla birlikte Kudüs’e doğru yoluna devam etti. Pentekost Bayramında Kudüs’te bulunmayı şiddetle arzu ediyordu. Zamanında yetişmesi için gemiyle Efes sahilinden geçmesine rağmen orada duraklamadı, fakat Milet’te karaya çıkmayı tercih etti ve orada Efes ve çevresindeki Kiliselerin Rahiplerini vedalaşmak için davet etti.

Pavlos’un Rahiplere yaptığı konuşma herkese tesir etti. Okuyucuya ”Elçilerin İşlerinde” (20:18-36) metninin tümünü okumasını tavsiye ediyoruz. Pavlos, Efes’te geçirdiği günleri, “Üç yıl boyunca, aralıksız, gece gündüz demeden, gözyaşı dökerek her birinizi nasıl uyardığımı hatırlayın” (Elç.İşl.20:31) diye hatırlattı ve “Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa`nın, `Vermek, almaktan daha büyük mutluluktur` diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim.” (Elç.İşl.20:35) diye devam etti.

Fakat Havari onlara Kudüs’te tutuklanacağına ve zulümlere katlanacağına dair kanıtlar bulunduğunu ve kendisini tekrar görmeyeceklerini açıklayınca, herkes hıçkırıklara boğuldu. Duadan sonra “hepsi acı acı ağlayarak Pavlos`un boynuna sarıldılar, onu öptüler.” (Elç.İşl.20:37).

Pavlos yol arkadaşlarıyla birlikte Kudüs’e doğru seyahatine gemiyle devam etti. Ege Denizinde bulunan Kos ve Rodos Adalarından geçtikten sonra Güney Anadolu’daki Patara çevresine vardılar. Oradan, Kuzey Filistin’de bulunan Fenike’ye giden başka bir gemiyle yola devam ettiler. Tire limanında karaya çıktılar ve Sezariye çevresindeki Kayseriye doğru karayoluyla yolculuklarına devam ettiler, orada Kudüs Kilisesi’nin yedi diakonundan biri olan Müjdeci Filipus’un (Philip) evine misafir edildiler. Filipus Stefanos’un ölümünden sonra, Yahudiler’in Kudüs Kilisesi’ne karşı giriştikleri saldıralar esnasında ailesiyle birlikte şehri terketti ve İncil’in vaazını verdiği Sezariye’ye ulaştı, ardından Kudüs’ten 102 kilometre uzaklıkta bulunan Kayseri’ye yerleşti. Pavlos Filipus’un evinde kalmaya devam ederken, Yahudiye’den Hagavos (Agop) adlı bir peygamber Pavlos’a kutsal şehirde başına gelecekleri önceden haber vermek için geldi. Havari’ye doğru ilerledikten sonra “Pavlus`un kuşağını aldı, bununla kendi ellerini ayaklarını bağlayarak dedi ki, “Kutsal Ruh şöyle diyor: `Yahudiler, bu kuşağın sahibini Yeruşalim`de böyle bağlayıp öteki uluslara teslim edecekler.`” (Elç.İşl.21:11).

Pavlos Hagavos’un söylediklerine ve Kayseri’deki imanlıların Kudüs’e gitmemesi için yalvarmalarına rağmen kararını değiştirmedi. Kaygılanan imanlıların dualarıyla Kudüs’e doğru yola çıktı ve onlara şu sözlerle veda etti: “Ne yapıyorsunuz, ne diye ağlayıp yüreğimi sızlatıyorsunuz? Ben Rab İsa`nın adı uğruna Yeruşalim`de yalnız bağlanmaya değil, ölmeye de hazırım.” (Elç.İşl.21:13).

 

Ses kaydιnι dinleyiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=jkKg0fVRg1M

Havari Aziz Pavlus’un Hayatı – Bölüm 17

 

SOTİRİOS TRAMPAS, PSİDYA METROPOLİTİ,  AZİZ PAVLOS, DÜNYA ULUSLARINA GÖNDERİLEN ELÇİ

 

17. Tüm Kiliselerin bakımı