/ Manevi yaşam / Diriliş Bayramına doğru Büyük Oruç Dönemi ve Kutsal Paskalya

Diriliş Bayramına doğru Büyük Oruç Dönemi ve Kutsal Paskalya

Diriliş Bayramına doğru 

Diriliş Bayramına doğru

Büyük Oruç Dönemi ve Kutsal Paskalya 

      Hazırlayan: Pavlos Ulaş

Paskalya yani Diriliş Bayramı RAB’bimiz Mesih İsa’nın (Isus – Yeshua) ölümü yenerek dirilişinin ve insanlara sonsuz yaşam sunuşunun kutlandığı gündür.

Paskalya sözcüğü İbranice Pesah sözcüğünden gelmektedir ve dilimize Yunanca “Pasha” sözcüğünden geçmiştir, “dokunmadan geçmek” anlamına gelir. Yahudi geleneğinde Hamursuz Bayramı olarakta bilinen Pesah Bayramı çok önemli bir yere sahiptir. Bayramda Yahudiler evlerini “Hamets”ten (mayalı hamur) arındırırlar. Bu, Yahudilerin Mısır’dan aceleyle çıkarken ekmeklerinin mayalanmasına bile vakitleri olmadığını hatırlamak içindir. Ayrıca insanların içindeki gururun simgesel olarak çıkarılmasıdır. Fakat Pesah bayramının önemi elbette ki daha farklıdır…

Kutsal Kitap’ın Eski Ahit kısmına baktığımızda İsrailoğullarının Mısır’da büyük zorluklar altında yaşadıklarını, köleleştirildiklerini, yoksullaştırıldıklarını ve hatta zorla Mısır putlarının önünde eğilmeleri için işkencelere uğradıklarını görüyoruz. Tanrı İsrail halkını bu durumdan kurtarmak için halka bir önder, buyruklarını iletmesi için bir peygamber belirler. Peygamber Musa Tanrı’dan aldığı güçle Firavun’un karşısına dikildiğinde, Tanrı Mısır’a gönderdiği 10 belayla Mısır’ı cezalandırır. Ama bu belaların hiç biri Mısır’da yaşamakta olan İsrail halkına dokunmaz. Daha sonra Tanrı, her bir İsrailli ailenin temiz bir kuzu kurban etmesini ve kanını kapılarının dışına sürmesini buyurur,Bir demet mercanköşkotu alın, leğendeki kana batırıp kanı kapılarınızın yan ve üst sövelerine sürün. Sabaha kadar kimse evinden çıkmasın. RAB Mısırlılar`ı öldürmek için gelecek, kapılarınızın yan ve üst sövelerindeki kanı görünce üzerinden geçecek, ölüm saçanın evlerinize girip sizi öldürmesine izin vermeyecek.” (Mıs.Çık.12:22-23). Kurban edilen kuzunun kanı İsraillilerin ölümden kurtuluşudur. Ölüm İsrailoğullarına dokunmadan geçtiği için buna Pesah (Fısıh) adını vermişlerdir ve RAB’bin buyruğu üzerine bunu Mısır’dan kurtulduktan sonra her yıl anmak için bir kurban keserek hatırlamışlardır. Bu kurban, RAB’bin bağışlama kurbanıdır. İsrailliler bu günden sonra her yıl Pesah (Fısıh) bayramını kutlamış ve bununla günahlarının bağışlandığına inanmışlardır.

Eski Ahit’te gelecek olan Kurtarıcı’ya dair birçok kehanet bulunduğu gibi bu olayda tüm halkların kurtulması için sunulacak kurban olan Tanrı Kuzusu’nu (Mesih İsa) simgelemektedir.

“O baskı görüp eziyet çektiyse de Ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi Açmadı ağzını.” (Yeş.53:7)

“İnsan benliğinden ötürü güçsüz olan Kutsal Yasa`nın yapamadığını Tanrı yaptı. Öz Oğlu`nu günahlı insan benzerliğinde günah sunusu olarak gönderip günahı insan benliğinde yargıladı.” (Rom.8:3)

“Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasızsınız. Çünkü Fısıh kuzumuz Mesih kurban edildi.” (I.Kor.5:7)

Kutsal Ruh ve Bakire Meryem’den beden alarak insan bedenine bürünen RAB Mesih İsa dünyaya geldiği zaman bizlere imanın ve ahlakın en güzel yasasını vermiş, kendi yaşamıyla eşsiz bir örnek olmuş, Tanrısal lütfun yaşamlarımıza nasıl girdiğini anlatmış ve Yaratılıştan itibaren müjdelenen sonsuz kurtuluşu bizlere sunmak üzere kendisini günah sunusu, kurtuluş sunusu olarak bir kuzu gibi sunmuştur. O çarmıha çivilenen günahsız Mesih, sunağa yatırlımış temiz bir kuzudur. Eski Ahit boyunca anlatılan Tanrı’nın o eşsiz planı, harika lütuf gerçekleşmiştir! Nasıl İsrailliler kurban ettikleri kuzunun kanıyla Mısır esaretinden ve ölümden kurtulduysa, çarmıhta kurban edilen Mesih’in kanıda imanlıları günaha kölelikten ve sonsuz ölümden kurtarmaktadır.

Mesih İsa Elçileri ile birlikte Fısıh yemeğine oturduğu zaman, onlara Fısıh kurbanının kendisi olduğunu bildirmiştir (Mat.26:26-28). O, sunulacak olan son kurbandır. Fakat Paskalya’ya en yüce coşkuyu katan, son kurbanın ölümü yenmesidir. Ve son kurban ölümden dirilerek sonsuz yaşamı bağışlamıştır. Eski Ahit’teki yasa ve kurbanın yerini Mesih İsa’nın sağlayışıyla başlayan Yeni Ahit ve O’nun dirilişiyle gelen lütuf ve sonsuz yaşam almıştır.

Paskalya umuttur, hayatın ölümü yenmesi ve eşsiz kurtarışdır.

Paskalya Çarmıhın üzerinde sonsuzluğa açılan kapıyı gösterir.

Paskalya’nın coşkusu Mesih’in Dirilişi ve tüm insanlığı aydınlatan sonsuz ışığıdır!

Ortodoks Hıristiyanlıkta Paskalya’nın o eşsiz coşkusunu kutladığımız bayram gününden 49 gün önce Büyük Oruç dönemi başlar.

 “Ey yaşamımızın öğretmeni RAB, aylaklığın, tembelliğin, bencilliğin ve gereksiz övüngen sözlerin ruhunu benden uzaklaştır. Dürüstlüğün, alçakgönüllüllüğün , sabrın ve iyilik severliğin ruhunu hizmetkarına ver. Ey  Rab’bim ve Kralım, bana kendi hatalarımı görmemi ve kardeşimi yargılamamayı öğret. Çünkü sonsuza dek yücelik senindir. Amin!” (Aziz Efrem’in Paskalya öncesi oruç duası)

Oruç, Tanrı’yı hoşnut etmek için yapılan bir eylem değildir. Ve kendi günahlarımızı cezalandırma yöntemide değildir, bu yüzden acı çekerek günahlarımızın bedelini ödeme yolu olarak düşünülmemelidir. Çünkü Mesih İsa günahlarımızın bedelini çarmıhta ödemiştir. Kurtuluş imanlılara Tanrı’dan bir armağandır, açlığımız veya susuzluğumuzla elde edebileceğimiz birşey değildir. Oruç, kurtuluş yolunda iyi meyve vermemizi sağlayacak bir eylem tarzıdır. Oruç tutarak gözlerimizi Tanrı’ya ve O’nun Kutsal Kilisesine çeviririz. Dua ve oruç bir bütündür, duasız oruç olmaz. Oruç ilgisizlik demek değildir. Oruç eskide kalmış bir yöntemde değildir. Tanrı’nın kendisi tarafından öğretilmiş, imanlıyı geliştirici bir yoldur. Oruç bir gösteriş yoluda değildir. Oruç sonrası oburluk yapmak orucun mantığına aykırıdır, o yüzden oruç tuttarken sürekli Tanrı’ya, “bizi gözetlemesi ve dizginlemesi” için yalvarmalıyız.

Bir imanlının Tanrı’ya hizmet edebilmesinin bir çok farklı yolu vardır fakat büyük iman atalarımızın, Peygamberlerin, Azizlerin ve RAB’bimiz Mesih İsa’nın bize öğrettiği, her durumda öncelikle oruç tutulması gerektiğidir. Elbette Kilisemiz bizlere orucu bir zorunluluk olarak göstermez fakat insana yararlı olan mükemmel bir seçim olduğunu öğretir. Sağlığı el veren ve engeli bulunmayan her Ortodoks birey oruç tutmalıdır. Ancak bu bir öneridir ve kişinin kendi seçimine kalmıştır. Peygamber Musa, Sina dağında Tanrı’nın huzuruna çıkmadan önce 40 gün oruç tutmuştur. Peygamberler kendilerine bildirilen Tanrı sözünü bildirmeden önce oruç tutmuşlardır. Mesih İsa da insanlara öğretmeye başlamadan önce 40 gün boyunca oruç tutmuştur.

Elbette Ortodokslar oruç tutarken bir mucize beklentisi ile değil de kendisini RAB’bin Kutsallığına hazırlamak ve O Kutsallığa yaraşır hale gelebilmek için oruç tutarlar.

Büyük Oruç dönemide, Aziz Efrem’in duasında dediği gibi, kişinin kendisini tanıma ve kötü yönlerinden arınma dönemidir. İmanlı kendisini tamamen Tanrı’nın eline bırakarak, tam bir güvenle oruç tutar, Tanrı’ya kendisini yenilemesi için yalvarır ve Kutsallık yolunda ilerlemek için savaş verir. Elbette ki bu sadece Büyük Oruç Dönemi ile sınırlı değildir fakat bu dönem birçok imanlının hep beraber savaş verdiği ve hep beraber Tanrı’ya övgüler yükselttiği özel bir dönemdir. İmanlılar orucun sonunda kutlayacakları sonsuz lütfu, Tanrı’nın kendileri için neler yaptığını ve Mesih İsa’nın insanlar uğruna çektiği acıları ve Çarmıh’tan gelen yenilenmeyi düşünürler.

Paskalya Orucu’ndan 3 hafta önce Triodion dönemi yer alιr. Bu dönemin hedefi imanlιlarι Diriliş bayramına (Paskalya’ya) hazırlamaktιr. Kilise Pederleri der ki, “Triyodion dönemi başladı yani tövbe ve manevi mücâdele de başladı”.

“Ferisinin övüngenliğinden kaçınalım ve üzüntü dolu iç çekişlerimizle vergi görevlisinden alçakgönüllülük dersi alalım. Kurtarıcıya yalvaralım, ‘Bize merhamet et çünkü yalnızca Sen’in aracılığınla Tanrı ile barışırız.’” (Apolytikion)

Triodion: Ortodoks Kilisesinde Büyük Oruca hazırlanma dönemindeki haftalarda, büyük oruç döneminde ve dinsel haftalarda yapılan ayinlerde kullanılacak metinleri içeren dua ve tapınma kitabına Triodion denir. Triodion sözcüğünün anlamı, sabah duaları için belirlenen duaların her birinin üç (tria) övgü ( ode) içermesidir. Oruca hazırlık dönemindeki okumalar, özellikle İncil okumaları insan düşüncelerinin sorgulanmasını sağlar ve Büyük Oruç dönemi için insan bedeni üzerinde yoğunlaşır. Triodion dönemi, “Ferisi ve Vergi görevlisi Pazarι” ile başlar. İkinci hafta, “Savurgan Oğlun Pazarι” ve üçüncü hafta ise, “Yargι Günü Pazarι”dır. Yargι Günü Pazarι’ndan sonra Af Pazarι kutlanιr ve tam ertesi gün Paskalya Orucu başlar.

Ferisi ve Vergi görevlisi Pazarι’ndan Savurgan Oğlun Pazarι’na kadar her türlü gιda yenir. Savurgan Oğlun Pazarι’ndan Yargι Günü Pazarι’na kadar sadece Çarşamba ve Cuma günü tam oruç tutulur. Yargι Günü Pazarι’ndan Af Pazarι’na kadar balιk, süt, yumurta ve süt ürünleri tüketilir. Af Pazarı ile tam oruç başlar ve Paskalya Ayini’nin bitimine kadar devam eder.

Aradaki özel günler haricinde, Paskalya orucu boyunca et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, herhangi bir hayvansal gıda veya hayvansal içerikli gıda ve alkollü içecekler tüketilmez. Sadece topraktan gelen ürünler yenir. Hafta içinde yağsız yiyecekler (tam oruç), hafta sonu ise yağ ve az miktarda şarap tüketilebilir.

24 Şubat – Kutsal Öncü Peygamber Vaftizci Yuhanna’nın kesilmiş kafasının bulunması, 9 Mart – 40 Sivas şehidi, 26 Mart – Giritli Aziz Andreas’ın Büyük Kanonu günlerinde yağ ve bir miktar şarap tüketilebilir. 25 Mart – Meleğin Müjdesi ve Dallar Bayramında (Paskalya pazarından önceki Pazar) ise balık tüketilebilir. Diğer cumartesilerden farklı olarak sadece Kutsal Cumartesi (Paskalya’dan bir önceki gün) günü yağ ve şarap tüketilmez, tam oruçtur.

Paskalya Orucu dönemi boyunca her Pazar gününün bir önemi vardır, bunlar anılır, kutlanır. Yukarda da değindiğimiz gibi tam oruç dönemi Af Pazarı ile başlar. Ayin sonrası tüm cemmat birbirinin ellerini ve yanaklarını öperek karşılıklı af dilerler. Ayrıntılı bilgi için lütfen aşağıdaki makaleyi okuyunuz.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/kyriaki_syggnwmis.htm

Tüm Ortodoks Kiliselerinde Af Pazarından sonraki her Cuma gece duasından sonra, Kutsal Tanrı-doğuran Meryem Annemize övgü sözlerinden oluşan Akatist İlahi okunur.

www.oodegr.com/tourkika/prosefxes/akathistos.htm

Takip eden haftalar ise sırasıyla şöyledir:

Ortodoksluk Pazarı (İkona düşmanlarına karşı): Bu pazar gününün konusu, gerçek inancın (Ortodoksluk) zaferidir, “Bize dünyaya karşı zafer kazandıran, imanımızdır” (1. Yuhanna 5:4). Ayrıca Kutsalların ikonaları, insanın “Tanrı’nın suretinde ve benzerliğinde yaratıldığına” (Yaratılış 1:26) ve arınma yoluyla Tanrı’nın yaşayan imgesi olarak kutsallaşıp Tanrısallaştığına tanıklık eder.

Mesih’in Kilisesi, İmparator Leo Isaurian’ın hükümdarlığından (717-741) Theophilos’un hükümdarlığının (829-842) sonuna kadar, yüz yıldan fazla bir süre boyunca kötü inançlı ikona kırıcıların (ikonaklast) eziyetlerine maruz kaldı. Theophilos’un ölümünden sonra onun dul kalan eşi İmparatoriçe Theodora, Patrik Methodios ile birlikte Ortodoksluğu korumak için savaş verdi. Hatırası sonsuz olan bu Kraliçe, Patrik Methodius’un ve diğer iman tanıklarının ve doğru kişilerin önünde Tanrı-doğuran’ın ikonasına saygı gösterip şu kutsal sözleri söyledi: “Bilinki Kutsal ikonalar her yere yayılmış tanrılar değildir ve onlara asla tapılmaz ama her kim kutsal ikonalara gerekli saygıyı göstermezse, sadece  prototipin imgeleri oldukları için onlara sevgi kaynaklı bir saygı göstermezse, lanet olsun ona!”. Sonra da büyük oruç devresinin ilk haftası boyunca dua ve oruç aracılığıyla kocası için Tanrı’dan af diledi. Oruç devresinin ilk pazar günü İmparatoriçe Theodora ve oğlu Mikail, din adamları ve inanlılarla bir geçit töreni düzenleyip kutsal ikonaları Kiliseye yeniden kabul ettiler ve Mesih’in Kilisesi’ni onlar ile süslediler. İşte bu pazar gününde biz Ortodokslar bu kutsal olayı hatırlıyoruz ve bu parlak ve saygıdeğer günü Ortodoksluğun, yani gerçek öğretinin sapkınlığa karşı zaferinin, pazarı olarak adlandırıyoruz.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/kyriaki_orthodoxias.htm

Selanikli Kutsal Gregory Palamas Pazarı: 1296 yılında Küçük Asya’da doğmuş olan Kutsal Gregory çocukluğunda ailesi ile birlikte Konstantinapolis’e (İstanbul)  yerleşir ve daha sonra çileci bir yaşam sürmek için Athos dağına gider. Uzun süre orada yaşayan Tanrı’nın kutsalı, rahatsızlığı nedeniyle Selanik’e yerleşir ve daha sonra Selanik Metropoliti olur. Ortodoks imanımız hakkında kitaplar yazmış, vaazlar vermiş ve Tanrı halkına elçiler gibi harika bir şekilde hizmet etmiştir. Ortodoks inancının eşsiz bir savunucusu olan Kutsal Gregory  1359 yılında dünya yaşamından ayrılmıştır. Duaları beraberimizde olsun.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/Gregory_Palamas.htm

Kutsal Çarmıh’ın Pazarı: Kutsal Çarmıha Saygı Pazarı olarak da adlandırılan Kutsal Çarmıhın Pazarı, büyük oruç devresinin üçüncü pazarıdır. Bu Pazar günkü törenlerde çarmıh özel olarak onurlandırılır ve böylece inanlılar Mesih’in çarmıha gerilişini ve O’nun kutsal dirilişini kutsal hafta boyunca hatırlamaya hazırlanırlar. Bu Pazar gününün tarihsel konusu, acı çekme kavramı yerine çarmıhın sağladığı neşe ve zaferdir. Kilise babaları, yaşam veren çarmıhı hayat ağacı ile özdeşleştirerek onu oruç devresindeki ruhsal yolculuğun ortasına yerleştirmişlerdir. O, cennette dikili olan ağaçtır ve onun görevi hem Adem’in sahip olduğu mutluluğu hem de Adem’in bu mutluluktan nasıl mahrum kaldığını inanlılara hatırlatmaktır.  Oruç devresindeki bu üçüncü pazarın konusu, “Mesih’in çarmıhının, kurtulmakta olanlar için, Tanrı’nın hem gücü hem de bilgeliği olduğu” (1. Korintliler 1:24) yolundaki öğretidir. Büyük oruç döneminin ortasında yer alan bu Pazar gününde çarmıh, kilisenin ortasında yer alarak inanlılara Mesih’in sağladığı kurtuluşu ve onların oruç dönemindeki çabalarını sürdürmeleri gerektiğini hatırlatmakla kalmaz; ayrıca Rab’bin “Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir” (Matta 10:38) sözlerini de hatırlatır.  

http://oodegr.co/tourkika/eortes/kyriaki_stavroproskynisis.htm

Kutsal Yuhanna Klimakos’un Pazarı: 7. yüzyılda yaşamış olan Tanrı’nın kutsalı Yuhanna Klimakos, 16 yaşındayken Sina Dağı eteklerinde bulunan bir manastıra katılmış ve yaşamını bir keşiş olarak sürdürmüş ve 649 yılında manastırın başrahibi olarak bu dünyadan ayrılmıştır. Bir çok eğitici yazı kaleme almıştır ve bunlardan en ünlü olanı “Tanrı’ya yükselişin merdiveni”adını taşır. Bu yazısından dolayı Yuhanna’ya merdivene ait anlamında Klimakos ismi verilmiştir. Bu kitapta Aziz Yuhanna, imanlıların merdivene çıkar gibi ruhunu Tanrı’ya nasıl yükseltebileceğini anlatır. “Tanrı’ya Yükselişin Merdiveni” Ortodoks Hıristiyanlar arasında özellikle Paskalya öncesindeki oruç devresinde en fazla okunan kitaplardan biridir ve Merdivenin Yuhannası olarak bilinen aziz, oruç devresinin dördüncü pazarında özel olarak hatırlanır. Aziz Yuhanna Oruç ile ilgili iki önemli noktadan bahsetmiştir, “Zihnin orucu olarak dua ve bedenin duası olarak oruç” ve bunun Tanrı’ya yaklaşmak ve O’nun istediği gibi bir yaşam sürebilmek için vazgeçilmez olduğunu anlatır.

http://oodegr.co/tourkika/synaksaristis/iwannis_klimakos.htm

Mısırlı Kutsal Meryem’in (Mariya) Pazarı: Fahişe hayatı yaşarken tövbe etmiş ve çölde insanlardan uzak, yalnız bir yaşam sürmüştür.  Altıncı yüzyılda yaşamış ve 522 senesinde bu dünyadan ayrılmıştır. Kiliseler Mısır’lı Kutsal Meryem’i Nisan ayının 1’inde (eski takvime göre 14’ünde) anarlar fakat kendisini alçaltması ve gerçek bir tövbe yaşamı sürmesinden dolayı Büyük Oruç Döneminin 5. Pazarında da hatırlanır. Azize Mısır’lı Meryem aracılığıyla, hayatımızda ve oruç devresinde tövbe etmek için çok geç kalınmadığını ve hala tövbe fırsatı bulunduğunu görürüz .

http://oodegr.co/tourkika/synaksaristis/iwannis_klimakos.htm

Lazar Cumartesisi: Mesih çekeceği acılardan ve kendi ölümünden önce Lazar’ı dirilterek tüm insanlığın dirileceğini onaylayan “Diriliş ve Yaşam” olarak yüceltilir. Bu tören, Kilise takviminde dirilişe ait Pazar ayinin Pazar günü dışında kutlandığı tek özel durumdur.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/anastasi_lazarou.htm

Dallar Bayramı: Mesih İsa’nın Yeruşalim’e (Kudüs) Girişinin kutlanması olarakda bilinir. Eski Ahit’in Zekeriya Peygamber kitabında vaat edilen Kralın gelişinden bahsederken Ey Siyon kızı, sevinçle coş! Sevinç çığlıkları at, ey Yeruşalim kızı! İşte kralın! O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür. Eşeğe, evet, sıpaya, Eşek yavrusuna binmiş sana geliyor!” diye yazılıdır ve Mesih İsa’nın bir sıpa üzerinde Yeruşalim’e, o kutsal kente girişiyle yazılı olan peygamberlik gerçekleşmiştir. Ve yine Levililer Kitabında şöyle yazmaktadır; “İlk gün meyve ağaçlarının güzel meyvelerini, hurma dallarını, sık yapraklı ağaç dallarını, vadi kavaklarını toplayıp Tanrınız RAB`bin önünde yedi gün şenlik yapacaksınız.” Bu olay RAB çarmıha gerilmeden bir kaç gün önce gerçekleşmiştir ve sonra kendisini Fısıh kuzusu olarak sunmuştur. Yani Yedi günlük bu bayramın nihayeti RAB Mesih İsa’nın Dirilişi ile sonuçlanarak sonsuz mutluluğu sağlamıştır.  Bu nedenle Ortodoks Kiliseleri RAB’bin Yeruşalim’e girişini Kutsal Paskalya’dan (Diriliş Bayramı) bir önceki Pazar günü kutlarlar. Bayramın önemi, İsraillilerin Mısır’daki esaretten kurtulmalarını sağlayan RAB’bin kendisini alçaltarak insanların arasına gelmesi ve gerçek, sonsuz  kurtuluşu sunmasıdır. Halk o gün Yeruşalim’de Mesih İsa’yı, RAB’bi karşılarken bağırdığı gibi bugünde aynı şekilde bağırmaktadır; “Davut Oğlu`na hozana! Rab`bin adıyla gelene övgüler olsun, En yücelerde hozana!”.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/kyriaki_baiwn.htm

Dallar Pazarı ile birlikte Kutsal Hafta başlar. Lazar Cumartesisi ile Büyük Oruç dönemi yerini Kutsal Hafta Orucuna bırakır. Haftanın her günü Kiliselerde Ayinler düzenlenir ve Kutsal Yazılar’dan o günün önemi okunurak imanlılar bu konular hakkında düşünmeye yönlendirilir.

http://oodegr.co/tourkika/eortes/megali_evdomada.htm

Kutsal Cumartesi akşamı tüm imanlılar Kiliseleri doldururlar ve Kutsal Pazar gününü yani eşsiz sevincin günü olan Paskalya’yı karşılarlar. Bayramların Bayramı olan Paskalya’nın kutlanmasına, yas ilahilerinin söylenmesiyle ve akşam dualarının okunmasıyla başlanır. Kilisenin içi tamamen karanlıktır. Gece yarısına yaklaşılırken ruhani, sunak masasında yanık duran ateş aracılığıyla bir mum yakarak ateşi inanlılara dağıtır ve bu sırada “Ey sizler, gelin ve bitmeyen yaşamın ışığını alın ve ölülerden dirilmiş olan Mesih’i yüceltin” ilahisini okur. Daha sonra ise geçit töreni ile Kilise dışına çıkılır. Kilise çevresinde bir veya üç kez dolaşıldıktan sonra Kilisenin giriş kapısı önünde toplanılır. Dirilişi anlatan İncil bölümünün okunmasından ve İncil’in tütsülenmesinden sonra ruhani (Patrik, metropolit, başpapaz veya Kilisenin yetkili papazı), çanlar eşliğinde Mesih’in dirilişini ilan eder: “Mesih ölümden dirildi; ölerek ölümü yendi ve mezardakilere hayat verdi”. Sonrasında ise ruhaniler ve inanlılar ışıklarla dolu Kiliseye girip akşam duasını tamamlarlar. Ayin bitiminde sırayla herkes birbiriyle bayramlaşır ve artık oruç bitmiş, büyük bir mutlulukla bayram kutlamaları başlamıştır. Pek çok toplulukta, ayin sonrasında inanlılar bir araya gelip geleneksel sevgi (agape) yemeği yiyerek oruçlarını sona erdirirler ve şafak sökerken evlerine dönerler. Paskalya sabahı ise akşam duasını söylemek için toplanan inanlılar ellerinde mumlarla “Mesih ölümden dirildi…..” ilahisini söylerler ve neşe içinde birbirlerine Mesih’in dirildiğini tekrarlarlar…

Mesih Dirildi!

Evet, gerçekten dirildi!

 

Diriliş Bayramına doğru Büyük Oruç Dönemi ve Kutsal Paskalya